Eğitimli insanlar topluma borçludurlar. Bir işin nasıl yapılabileceğini biliyorken bir başkasının yapamadığını görüp susmaları kendilerini yetiştiren o topluma ihanettir.

Çizgi Tagem e-Market'ten satın aldığınız ürünlerle birlikte "Ben de Sonunda Bilgisayarcı Oldum" adlı kitabımı isteyebilirsiniz.
|
Niyazi SARAL, 14 Mart 2012, Çarşamba
Ulusal yeterlilik; yetkilendirilmiş belgelendirme kuruluşlarınca yapılan değerlendirmelerle tespit edilen ve Mesleki Yeterlilik Kurumu tarafından onaylanarak Ulusal Yeterlilik Çerçevesine (UYÇ) yerleştirilen, bireyin sahip olması gereken bilgi, beceri ve yetkinliktir. Ulusal yeterlilikler, ulusal meslek standardının bulunduğu alanlarda bir veya birden fazla meslek standardı esas alınarak oluşturulur. Ulusal meslek standardının bulunmadığı alanlarda uluslararası meslek standartları içeriğinde tanımlanan uygulama yönteminde herhangi bir değişiklik yapılmadan esas alınır.
Bu makalede Mesleki Yeterlilik Kurumunun faydalanıcı kurum olduğu TÜBİDER VOC Test Merkezleri Projesi çerçevesinde bilişim meslek standartlarına uyumlu yeterlilikleri hazırlama sürecinde karşılaşılan sorunlar ve bunlara getirilen çözümler irdelenmektedir. MYK dokümanları ve süreç içinde elde edilen makalelerden derlenen bu yazımızda verilen örnekler çoğunlukla bilişim mesleklerine ait olsa da diğer mesleklerin yeterliliklerinin hazırlanmasına ait birçok önemli ipucunu da kapsamaktadır.
(Mesleki yeterlilikleri hazırlama çalışmamızda bize bıkıp usanmadan yardımcı olan, MYK sektör sorumlusu uzman personele teşekkür ederiz.)
Meslek standardı; iş analizine dayanılarak kişinin mesleki yeterlilik seviyesine uygun olarak yürütmesi gereken başlıca görevleri, sahip olması gereken bilgi, beceri ve yetkinlikleri açıkça ifade eden ve mesleki açıdan sahip olunması gereken hususları ve mesleki alanla ilgili sağlık, güvenlik ve çevre koruma konularındaki mevzuat ile idari ve teknik gereklilikleri ihtiva eder. Meslek standardında mesleki yeterlilik seviyesi ve bu seviyenin uluslararası yeterlilik seviyeleriyle ilişkisi açıkça belirtilmektedir. Meslek standardı işverenler, çalışanlar, stajyerler ve öğrenciler tarafından kolaylıkla anlaşılabilecek açıklıkta yazılır. Meslek standardı, bireyin Hayat Boyu Öğrenme ilkesine uygun olarak kendini geliştirmesini ve meslekte ilerlemesini teşvik etmekte ve meslekte ilerleme imkânlarına ait bilgiler vermektedir. (1) Devamını Oku »
Anonim, 08 Mart 2012, Perşembe
 Bugün çok yorgun, hatta yorgunluktan hasta gibi hissettiğim bir anda, her zamanki gibi sabah 7:00′da ofise girdiğimde masamda bir fotoğraf ve bir mektup buldum. Mektubu yazan gencimizin hayata bağlılığı, yaşama dair öngörüsü ve inancı beni çok etkiledi. Olduğu gibi aşağıda sizlerle paylaşıyorum. “Bir hikayecik okudum içimde bir hayat doğdu.”
İstanbul, 8 Mart 2012
Devamını Oku »
Niyazi SARAL, 30 Aralık 2011, Cuma
Aşağıdaki yazı www.turk.internet.com sitesinde yayınlanan bir yıl sonu değerlendirme röportajından alıntıdır.
2011 yılı Çizgi Tagem için özellikle Bilişim Eğitimleri serimizi tamamladığımız bir yıl olarak bizim hafızalarımızda kalacak. 2011 yılında özellikle 900 video ve 70 saatten fazla görsel e-içerik içeren Adobe CS5 eğitimlerimiz ön planı çıktı. Medyasoft firmasına hazırladığımız bu eğitimleri karşılıklı anlaşma ile Eylül 2011 tarihinde topluma kazandırdık. Bunun yanında Adobe Captivate 5, Joomla 1.6 Temel Eğitimi, Standaford Üniversitesinden alt yazı eklediğimiz Developing Apps for iOS, Visual Studio 2010 Temelleri, MySql Veri Tabanı ve PHP Temelleri, AutoCad 2011 Temel Eğitimi ve 3ds Max 2011 Temel Eğitimleri ön plan çıkmakta. Ayrıca bu eğitimlerin hepsini 12 DVD’lik bir set yaparak dağıtma sunduk. Yine 2011 yılında hazırladığımız tüm eğitimleri Chip Dergisi ile 6 ay arka arkaya ücretsiz yayınladık. http://www.cizgi-tagem.org/e-kampus/
Milli Eğitim Bakanlığı F@tih Fırsatları Arttırma ve Teknolojiyi İyileştirme Hareketi projesi çerçevesinde toplam 1,000 saati görsel içerikten oluşan tüm bilişim eğitimlerimizi hibe ettik. Artık e-learning açısında daha iyi bir teknolojiye de sahibiz. Örneğin video eğitimlerimizin tümünü video streaming yapıyoruz. Bu kullanıcılara vakit ve pratiklik kazandırmakta.
Devamını Oku »
Niyazi SARAL, 21 Kasım 2011, Pazartesi
Bu makalede, doğası gereği asenkron (farklı zaman ve mekan dilimlerinde) yürümesi gereken Mesleki Yeterlilik Kurumu (MYK) mesleki yeterlilik sınav ve belgelendirme süreçlerinde kalite güvencesi sorunlarının ancak IBT (Internet Based Test) internet tabanlı bir altyapıda tek merkezden kontrol edilen bir test yöntemiyle çözülebileceği öngörülmektedir. Mesleki ölçme, değerlendirme ve belgelendirme için yeterlilik formatlarına ve niteliklerine uygun, koordineli ve sürdürebilir yenilikçi bir ölçme değerlendirme sistemi önerilmektedir.
 Bilişimde Nitelikli İşgücü İçin Ulusal Yeterlilik Sistemi
TURKAK tarafından ulusal yeterliliklerde akredite olmuş ve MYK tarafından yetkilendirilmiş olsa da farklı kurum/kuruluşlarca yürütülecek özellikle farkı bölgelerde ve farklı zaman dilimlerindeki sınav süreçlerinde soru zenginliği, soruların kalitesi, testin homojenliği, sınav sonrası değer biçmeye yönelik değerlendirmenin güvenirliği ve mesleki yeterlilikleri ölçme geçerliliği (özellikle performansa dayalı sınavlarda puanlama nesnelliği) açılarından önerilen IBT yöntemi sadece zorunlu değil teknolojik açıdan da şu an için geçerli olan tek yöntemdir. Mesleki yeterlilik, ve belgelendirmede IBT yöntemi, sistemi farklı zamanlarda akredite olmuş farklı illerdeki test merkezlerinin organizasyonu, sınavların geliştirilmesi, mesleki teknolojik ilerlemelere paralel yenilenmesi, sınav sorularının çoğaltılması ve daha etkin ölçme yöntemlerinin geliştirilmesi, uygulanma ve puanlama yönünden kolaylık, nesnellik ve ekonomiklik özelliklerine sahip olması açısından da öne çıkmaktadır.
Devamını Oku »
Niyazi SARAL, 26 Ekim 2011, Çarşamba
“ Türkiye’de transistör bile üretemiyoruz, nerede kaldı Tablet PC?” şeklinde bir yorumu basılı medyada da görünce artık bu makaleyi yazma gereği duydum. Daha geniş okuyucu kitlesini kapsasın diye yazının elektronik mühendisliği açısından teknolojik niteliği, mümkün olduğunca düşük tutulmuştur. Aynı sebeple bazı linkler sadece sıradan okuyuculara hitap edecektir ancak non-disclosure agreement (NDA) aşamasındaki şemaların, pcb ve tüm tasarım süreçlerine ait bilgilerin nasıl alınabileceğini öğrenmek isteyen kurum veya kuruluşlara yardımcı olabilirim.
Yazının esas amacı teknolojik açıdan yerli tablet üretiminin sadece mümkün olduğunu göstermek değildir. Türkiye’de ilk transistör ve kısa bir süre sonra da entegreler 1970′lerin başında üretilmeye başlanmıştır (Tıklayınız!). Bugün üniversitelerimizde, çeşitli kamu ve özel sektör kurumlarımızda ihtiyaca yönelik özgün CMOS tümdevreler, VLSI teknikleri ile tasarlanmakta ve üretilmektedir. “Biz hiçbir şey üretmiyoruz ki …” veya “Her boyayı boyadık, bir fıstıki yeşil kaldı!” şeklinde eleştiriler aslında sadece bilgisizlikten kaynaklanmaktadır. Bu tür eleştiriler bilim, teknoloji ve endüstri farklılıklarını da dikkate almadan yapılan sıradan yakınmalardır. Toplumuzda bilgisi olmadan fikri olma iç güdüsünü anlamakta gerçekten zorluk çekiyorum.
Teknolojik olarak “üretilebilirlik” yanında montaj ile başlayıp yerli katma değerin zamanla arttırılabilmesi, işletim sisteminin seçilmesi ve özgün bir yapıya kavuşturulabilesi, SoC (System on Chip) tekniği ile (iPad Apple A5 tarzı) donanımın özgünleştirilebilmesi, çalınma güvenliğinin sağlanması için izleme tekniklerinin nasıl yapılması gerektiğine de bu makalede ışık tutulmaya çalışılacaktır. Yazımız sadece teknik amaçlıdır, makalede MEB Fatih Projesi amacıyla tablet PC üretilmesi veya projede tablet PC kullanılması desteklenmemekte olup bu konudaki kaygılarım bir önceki makalemde anlatılmıştır.
Devamını Oku »
Niyazi SARAL, 17 Ekim 2011, Pazartesi
“Her öğrenciye tablet” sloganıyla dile getirilen ve FATİH (Fırsatları Artırma Teknolojiyi İyileştirme Hareketi) Projesi’nin bir parçası olduğu belirtilen tablet bilgisayarlı eğitim herkesin gündeminde. Gerçek şu ki, bugün dünyanın hiçbir ülkesinde tüm K12 (ilköğretim ve lise) öğrencilerini kapsayan tabletli eğitim bulunmamakta ve söylenilenin aksine Portekiz, İngiltere, Kore gibi birkaç ülkede sadece pilot çalışmalar bulunmaktadır. Teknoloji ve internet altyapısı çok kuvvetli olan ülkelerden Kore’de bile ilk aşamada 2012 yılında sadece 489 okulda tablet PC’li eğitim hedeflenmektedir. (Tıklayınız!) Kore’de ki bu çalışmanın 2015 yılına kadar hedeflenen kısmında ise tüm müfredatın öncelikle z-kitap (animasyon, video ve benzeri görseller içeren interaktif dijital içerik) formatına dönüştürülebilmesi planlanmaktadır.
FATİH Projesinde çoğu kişi, tabletlerin nerede üretileceği, eğitimde tablet kullanımının getirecekleri, 15 milyon tablet üretileceği, tablet kullanımının eğitimde devrim olacağı vb. yalan yanlış birçok fikri tartışıyor. Bu projeyle birçok lobi oluştu; Win-tel lobisi, “Türk malı olsun bak biz yaptık” diye montaj tableti yutturmaya çalışanlar, telekomcular, 3G’ciler, iPad’ciler, teşvik alabilme umudu ile bir anda ağız değiştiren otomotiv sektörünü örnek alan “teşvik meraklıları” bunlardan bazıları. Ancak bunlardan hiçbiri bu projedeki ciddi bir tehlikenin altını çizme cesaretini göstermiyor.
FATİH projesinde, internete erişim amacıyla bir şekilde kablosuz özellikler içeren tabletli eğitim çocuklarımız için çoğumuzun görmekten çekindiği ciddi bir tehlike oluşturmaktadır. Hiçbir hükümet bu tür siyasi bir riski almak istememelidir. Bu makalede FATİH Projesi çerçevesinde kablosuz cihazların vücudumuz üzerindeki etkileri ve muhtemel tehlikelerinden bahsedilecektir.
6 Mayıs 2011 tarihinde Avrupa Parlamentosu çevre komitesi, cep telefonları ve bilgisayarlarda kullanılan kablosuz internet bağlantısının insan sağlığı için risk oluşturabileceği ve okullarda kullanımının yasaklanması gerektiği görüşüne varmıştır. (Tıklayınız!)
| İngiltere (Tıklayınız!), Avusturya, Kanada, Rusya (Tıklayınız!), Fransa (Tıklayınız!) , Almanya (Tıklayınız!) ve Amerika’nın (Tıklayınız!) bazı eyaletlerinde ve dünyanın başka birçok ülkesindeki okullarda (Tıklayınız!) ve kütüphanelerde cep telefonu kullanımının en azından sınırlanması gerektiği, bizzat sağlık bakanlığı yetkilileri tarafından söylenmekte ve çeşitli önlemler alınmaktadır. Bu ülkelerde, belirli yaş altındaki çocuklar için cep telefonu kullanımı yasaklanırken, Türkiye’de bazı kamu kurumlarının bile bu riske dair alaycı ve ciddiye almayan tavır ve söylemlerini anlamakta zorluk çekiyorum. Halbuki kamu herkesten çok daha şüpheci olmalıdır; Sağlık Bakanlığının bu konudaki tavrını çok olumlu buluyorum. |
|
Geçtiğimiz Şubat ayının başında Sağlık Bakanlığı, “Elektromanyetik Alanların Sağlık Etkilerini Değerlendirme Alt Kurulu” bir rapor yayınlayarak, cep telefonlarının insan sağlığına etkileri konusunda kamuoyunun doğru bilgilenmesi ve önlem alınması için uyarılarda bulunmuştur. Aynı gün, yine aynı alaycı kurum ve STK’ların cep telefonlarının, sağlığı tehdit ettiğine dair herhangi bir bilimsel veri bulunmadığını iddia etmesi ise şaşırtıcı bir durumdur.
Devamını Oku »
Niyazi SARAL, 14 Ekim 2011, Cuma
Bilgi ve İletişim Teknolojileri Sektörünün, ülke ekonomisinin büyümesinde, istihdamın ve dünya pazarlarındaki rekabet gücünün artmasında kaldıraç görevi gördüğü ve Türkiye için stratejik sektör olarak konumlandırılması gerektiği dillendirildikçe bilişim kariyerlerinin cazibesi daha da öne çıkmaktadır. Bu nedenle üniversitelerin bilişim bölümlerine olan ilgi ve bilişim sertifikasyon programlarının önemi artmaktadır. Dünyanın karmaşıklığı ve eğitimde çoklu disiplin yaklaşımı, meslek adlarının karışmasına, mesleğe ait ana görev veya işlemlerin bazen meslek olarak da tanımlanmasına ve bazen de mesleğe ait alt sektörlerin ana meslek gibi addedilmesine neden olmaktadır. Bilişim sektöründe, kartvizitinde yazılı kariyer bilgisinin aslında bir meslek adı olmadığı birçok kişiyle karşılaşıyoruz. Bu makalede, uluslararası literatürdeki mevcut bilişim mesleklerini ve önümüzdeki yıllarda bunlardan daha popüler olacak olanları irdelenecektir.
Bilişim mesleklerinin tanımını yapmak, meslek profilini (ana görevler, işlemler ve başarım ölçütleri), sağlık, güvenlik ve çevre ile ilgili düzenlemeleri, çalışma ortam ve koşullarını, gerekli bilgi, beceri, tutum ve davranışları tam olarak bilmeyi, kişinin bu meslek alanına yatkınlığını anlamayı, kişilik özelliklerinin bu türden mesleklerle örtüşüp örtüşmediğini anlamamızı ve ilerleyen yıllarda, mesleki tatminini ve verimliliğin düşmemesini sağlayacak, doğru kariyer hedeflerinin belirlenmesine yardımcı olacaktır.
“Türkiye’de Lise Çağındaki Öğrencilerin Bilişim Teknolojileri Mesleklerine Olan İlgilerinin Ölçülmesi” yüksek lisans tezinde Şeyma Bahdemir Güven, “Bilişim Meslekleri’nin gerektirdiği kişilik özelliklerine sahip olma ile bilişim mesleklerini tercih etme arasında zayıf bir ilişki olduğu”nun altını çizmektedir (1). Bilişim mesleklerinin gerektirdiği kişilik özellikleri; analitik düşünme yeteneği, analiz yapma ve problem çözme yeteneği, empati yeteneği, kriz yönetim becerisi, muhakeme yeteneği, ölçme ve değerlendirme becerisi, risk analizi yapma yeteneği, yazılı ve sözlü iletişim yeteneği gibi bilgi, beceri ve yetenekler olarak tanımlanabilir.
Niyazi SARAL, 19 Eylül 2011, Pazartesi
Meslek standardı; bir mesleğin başarı ile icra edilebilmesi için, gerekli bilgi, beceri, tavır ve tutumların neler olduğunu gösteren asgari normlar olarak tanımlanabilir. Meslek standardını iş dünyasındaki mesleki koşulları tanımlayan, çalışanların yapabilmesi gereken görev ve işlemleri özetleyen metinler olarak da değerlendirmek mümkündür. Bu makalede Mesleki Yeterlilik Kurumunun faydalanıcı kurum olduğu Tübider VOC Test Merkezleri Projesi çerçevesinde bilişim meslek standartları hazırlama sürecinde karşılaşılan sorunlar ve bunlara getirilen çözümler irdelenmektedir. Makalede verilen örnekler bilişim mesleklerine ait olsa da diğer meslek standartlarının hazırlanmasına ait birçok önemli ipucunu da kapsamaktadır.
(Meslek standartları çalışmamızda bize bıkıp usanmadan yardımcı olan, MYK sektör sorumlusu Dilek Torun ve İTO Danışmanı Hayrünnisa Saldıroğlu’na teşekkür ederiz.)
Meslek standartları, mesleki ve teknik eğitim müfredatlarını, bir mesleğin başarı ile yürütülebilmesi için gerekli olan nitelikleri belirlemektedir. Standartlar ve standartlara bağlı olarak oluşturulan yeterlilikler, meslekte yeterlilik belgesi alabilmek için yapılacak sınavlarda aranacak ölçme ve değerlendirme ölçütlerini de belirlemektedir. Bu sebeple meslek standardı hazırlanırken teknik ve meslekî alanlarda ulusal yeterliliklerin esaslarını; denetim, ölçme ve değerlendirme, belgelendirme ve sertifikalandırmaya ilişkin faaliyetlerin tümünü bir bütün olarak göz önüne almak gerekir. Tübider VOC Test Merkezleri Projesi çalışmalarında meslek standartları hazırlanırken tüm süreç göz önüne alınmış ve tekrar tekrar geriye dönerek düzeltmeler ve yenilemeler yapılmıştır. Devamını Oku »
Niyazi SARAL, 19 Ağustos 2011, Cuma
Türkiye’nin her köşesinde, yüzlerce üniversitemizde farklı meslek dallarında halen okuyan birçok öğrencinin, mezun olduğunda iş ararken karşılaşacağı zorluklar, bu gençlerin kabusudur. Gençlerin çalışma hayatının ilk yıllarında başarılı olabilmek için günümüz ekonomisinde ne yapması gerektiğini çok iyi bildiklerini düşünmüyorum. Burada size, mesleğiniz ne olursa olsun iş arama sürecinde son derece yararı olacak ve iş hayatında sizi diğer insanların önüne geçirecek, 21. yüzyıl yeni ekonomisine ait bazı ipuçları vereceğim. Dünyada artık her meslek dalında aranan ve evrensel standartları olan kavramlardan e-Beceriler ve e-Yeterlilikleri inceleyeceğiz.
(Not: Bu yazı bir tercüme/derlemedir, kaynaklar aşağıda belirtilmiştir, ayrıca bu yazının sadece sonuna kadar okuyabilecek gençlere bir faydası olacağını düşünüyorum.)
Temel Tanımlar
Türk Dil Kurumu beceri için, “kişinin yatkınlık ve öğrenime bağlı olarak bir işi başarma ve bir işlemi amaca uygun olarak sonuçlandırma yeteneği, karmaşık ve devimsel eylemleri değişik koşullar altında da yeterlikle yapabilme gücü” tanımını yapıyor. Bu tanım iş hayatında gereken çoklu disiplin ve özellikle, tüm sektörler için bir kaldıraç etkisi olduğu açıkça bilinen bilişim becerilerinin önemini de ortaya çıkarıyor. Becerinin tanımını anlamak yeterlilik tanımını anlamaktan çok daha kolaydır. “Gözle görünür sonuçlara ulaşabilmek için bilgiyi kullanabilme becerisi, yetenekler ve davranışlar ” yani yeterlilik tanımı birçok insan için oldukça muğlâktır çünkü tanımlar bir anlamda birbirini de refere etmektedir. Devamını Oku »
Niyazi SARAL, 17 Temmuz 2011, Pazar
Dünyanın karmaşıklığı ve eğitimde çoklu disiplin yaklaşımı artık gençlerin daha başarılı olabilmek için daha fazlasını bilmeye ve daha fazlasını yapabilmeye olan ihtiyacını gösteriyor. Peki, gençlerin aldığı örgün eğitim, gençleri gerçekten ihtiyaç duydukları bu yeteneklerle mi hazırlıyor? Mesleki bilgi, beceri ve yetkinlikler gençlerin eğitim ve daha sonraki hayat boyu öğrenme süreçlerinde hangi stratejiler ile arttırılabilir?
Örgün eğitim sisteminin, dünyanın diğer ülkelerinde olduğu gibi Endüstriyel Çağ için iyi olan fakat Bilgi Çağı için pek de elverişli olmayan akademik nitelikleri arttırma yönünde daha kuvvetli bir yapıda olduğu şüphesizdir. OECD (Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü)’ne göre şu anda okulların içinde bulunduğu ikilem, yeteneklerin mi yoksa bilginin mi daha kolay öğretilebileceği ve iş hayatında yetkinlik kazanma yerine o iş sürecini dış kaynak kullanarak çözmenin ne kadar efektif olduğu çelişkisidir. OECD’den Prof. Andres Schleicher’dan alıntı yapılan yandaki grafik, 1960’tan bu yana işgücünde hangi işlemlerin gelişip hangilerinin gerilediğini gösteriyor. (1)
Otomasyon geliştikçe rutin öğelerle çalışan işgücü talebinde düşüş olmakta, karmaşık olmayan bilgileri kullanarak bilgisayarlar ve robotlar, bazı işleri insanlardan daha iyi bile yapabilmekte ve rutin bilişsel işlemlerin yoğun olduğu işgücünde de düşüş yaşanmaktadır. Küresel bir ekonomide, maliyet verimliliği açısından da, tüm bu işlerin dijitalleştirilebilmesi, otomatikleştirilebilmesi ya da dış kaynaklı olabilmesi amaçlanmaktadır. Devamını Oku »
Niyazi SARAL, 13 Temmuz 2011, Çarşamba
Bilişim Sektöründe meslek standartlarının belirlenmesi ve sertifikasyon hizmetlerinin verilmesi konusunda Türkiye’de önemli bir adım atıldı. AB destekli “Mesleki Bilgi ve Beceri, Sınav ve Belgelendirme Merkezleri (VOC Test Merkezleri) Projesi” çerçevesinde Bilgisayar Donanım Elemanı ve Ağ Teknolojileri Elemanı meslek dallarında yasal mesleki standart ve sertifikasyonları TÜBİDER oluşturacak. İki yıl içinde tamamlanması planlanan bu proje 380 bin avro bütçeli olacak ve bunun 300 bin avrosu AB tarafından hibe edilecek. (1)
Devamını Oku »
Niyazi SARAL, 08 Temmuz 2011, Cuma
Gençlerin 140 Karaktere sıkıştığı bu dünyadan bazen nefret ediyorum.
Toplum olarak o kadar tüketici olduk ki her şeyi; hayatı 140 karaktere sıkıştırmak istiyoruz sanki. Sonuç ise gerçekten bilgisi olmadan fikri olan, çok boş konuşan gençler. Farkına varmıyorlar belki ama herhangi bir konuda ciddi deneyime sahip olanlar bu gençleri garipsiyorlar.
Öyle sorularla karşı karşıya kalıyorum ki bazen, adeta bana küfür ediliyor; çünkü beklenilen cevaplar hap gibi. Sadece 140 karakterlik cevap bekliyor gençler. Ne yazık! Devamını Oku »
Niyazi SARAL, 16 Mart 2011, Çarşamba
 ŞEYH EDEBALİ ‘ NİN NASİHATI
Bak DOSTUM!
Cahil ile dost olma
İlim bilmez, İrfan bilmez, Söz bilmez, Üzülürsün
→ Tamamını Oku: ŞEYH EDEBALİ ‘ NİN NASİHATI
Niyazi SARAL, 25 Şubat 2011, Cuma
PC Extra dergisinin son sayısı elime geçtiğinde (mükemmel bir sayı, tavsiye ederim) ofiste kullandığım ve bir süredir yenilemeyi düşündüğüm bilgisayar için artık harekete etmem gerektiğine kesin karar verdim. Ben halâ Core 2 Duo işlemcili bir masaüstü kullanıyorum. Bu sistemi en son 2006 yılında yenilemişim. Durup şöyle bir an “Belki de insanlara anlattığımız hani -kullanıcılar 2-3 senede bir bilgisayarını yenilemeliler- öğretisi yanlış galiba” diye düşünmeden edemedim. Ben sistemimi 5 senedir yenilememiştim. Bu yazımda tarihi notlarıma bakarak son 10 senedir kullandığım sistemlerin konfigürasyonlarını ve bu arada not tuttuğum bazı tarihsel verileri sizlere aktarmak istiyorum.
Anonim, 31 Ocak 2011, Pazartesi
Bir üniversite profesörü öğrencilerine su soruyu sorar:
- Var olan her şeyi Tanrı mı yarattı?
Cesur bir öğrenci ayağa kalkar ve yanıtlar.
- Evet her şeyi Tanrı yarattı!
Profesör sorusunu yineler ve öğrenci yine evet efendim diye yanıtlar. Profesör devam eder:
- Eğer her şeyi yaratan Tanrı ise ve şeytan var olduğuna göre şeytanı da Tanrı yaratmış olur ve çalışmalarımızda uyguladığımız kesinleştirme prensibine göre de Tanrı şeytandır. Öğrenci böyle bir önerme karşısında şaşırır ve yerine oturur. Profesör ise öğrencilerine bir kez daha Tanrı’nın içindeki kaderin bir efsane olduğunu kanıtlamaktan ötürü oldukça mutludur. Bu arada bir öğrenci ayağa kalkar: Devamını Oku »
Niyazi SARAL, 31 Aralık 2010, Cuma
 Bir zamanlar iki ayrı ülkenin kralı olan iki kardeş varmış. Bu iki kardeş birbirlerini hiç sevmezlermiş ve dargınlarmış. Sevmezler ama kardeş oldukları içinde savaş yapmazlarmış. Birbirlerine sürekli bilmeceler, sorular, akıl oyunları sorarak alt etmeye çalışırlarmış. Büyük kardeş küçük kardeşe şöyle bir mektup yazmış.
“Sana üç tane altın heykel göndereceğim. Üçü birbirleriyle aynı aralarında kıl kadar fark var bakalım bulabilecekmisin?” → Tamamını Oku: Boş Söz, Taş Söz, Hoş Söz
Niyazi SARAL, 19 Aralık 2010, Pazar
 1970′li yıllarda, yenilenmiş adı ile Kadıköy Anadolu Lisesinde okurken bir gün, rahmetli babamın asker arkadaşı Hamza Beyin oğlu Önder Kuzulugil, ailecek misafirliğe gittiğimiz o sonbahar akşamı bana kendi yaptığı ilk radyoyu göstermişti. 1 veya 2 Germanyum transistörlü, basit bir tasarımdı, bu basitliğine rağmen orta dalgada yayınlanan ve o günkü temiz radyo dalgaları spektrumunda TRT yayınlarını rahatlıkla algılayabiliyordu. O gün gerçekten etkilenmiş ve elektronik mühendisi olmaya karar vermiştim. Lise hayatımın sonuna kadar basit radyolar, amplifikatörler, vericiler..vs o günün teknolojisi elektronik cihazların amatör devreleriyle içli dışlı oldum. Hele o telsiz vericiler! Saatlerce hatta günlerce radyolar ellerimizde.. o zamanlar telsiz yapmak da yasak, telsiz antenini gizlemek için metal şemsiye saplarını kullanıyorduk. Sokak sokak dolaşıyoruz; “Buradan alıyor mu?” veya “Beni duyuyor musun?”
Devamını Oku »
Niyazi SARAL, 10 Kasım 2010, Çarşamba
Bu hafta yeni kitabım – Ben de Sonunda “Bilgisayarcı” Oldum! – yayınlanıyor. Uzun bir süre Blog sayfalarımı yenileyemememin sebebi de budur. Biriktirdiğim birçok yeni yazıyı ilk olarak kitapda yayınlamak istedim. Aşağıda sizin için ilk birkaç paragrafını buraya ekledim, böylece bu anı kitaplarını neden yayınladığımı daha iyi anlayabilirsiniz.
2006 yılında, “Bana Bilgisayarcı Demeyin!” adlı anı kitabımı yayımladığımda, asıl düşündüğüm gençlere girişimcilik → Tamamını Oku: Uzun bir aradan sonra tekrar “Merhaba!”
Anonim, 28 Eylül 2010, Salı
 Kaynak: How To Ask Questions The Smart Way
Yazan: Eric Steven Raymond – Thyrsus Enterprises
Çevirmenler : Osman Yüksel, Yalçın Kolukısa
Özet
Üstatların Dünyasında, sormuş olduğunuz teknik sorulara aldığınız cevaplar, cevap verilirken karşılaşılan zorluğa göre değişir. Bu kılavuz size, bir sorununuz olduğu zaman, sorunu çözmeye yetecek kadar bilgiyi alabilmenin yollarını öğretecektir. Bu belge orijinaline bağlı kalmaktan ziyade yerel şartlara uyum sağlayabilmek için özelleştirilmiştir. İngilizce yazışılan bir yere soru sormayı düşünüyorsanız, yukarıdaki bağdan belgenin orjinaline erişebilirsiniz.
Devamını Oku »
Anonim, 24 Ağustos 2010, Salı
 Evin İRDEM (13) – Öğretmen Mehmet Sabri GÜZEL İÖO (Diyarbakır)
“İnsanlar büyüdükçe hayalleri küçülür mü?” Bu cümleyi internetteki bir siteden okudum. Ne kadar doğru bir cümle öyle değil mi? Kardeşim 8 yaşında iken “Süpermen” olmayı hayal ederdi, şu an 10 yaşında “Harry-Potter” olma hayali kuruyor, ben küçükken başka şeyler hayal ederdim şimdi farklı şeyler hayal ediyorum. Büyümek hayallerinin gerçekleşmemesi demek belki de! Hayatta nelerin gerçekleşebileceğini, nelerin gerçekleşemeyeceğini ancak büyüyerek öğrenebiliyorsunuz.
Çok küçükken daha bağımsız daha da özgürdüm. Büyüdükçe yani ortaokula geldiğimde önüme bitirmem için yığınla ders kitabını bıraktılar. Altıncı ve yedinci sınıfta o kadar çok LGS kitabı bitirdim ki artık kitapları sevemez oldum. Rüyalarımda bile soru çözer oldum.
Devamını Oku »
|
|
Bizi Takip Edin!