PDF Kitaplar sayfamız "Çizgi Söğüt Gölgesi-İçimizi Isıtanlar" PDF kitabı ve sesli anlatımları ile yenilendi.

İçimizi Isıtanlar

Eğitimli insanlar topluma borçludurlar. Bir işin nasıl yapılabileceğini biliyorken bir başkasının yapamadığını görüp susmaları kendilerini yetiştiren o topluma ihanettir.

Çizgi Market

Çizgi Market'ten satın aldığınız ürünlerle birlikte "Ben de Sonunda Bilgisayarcı Oldum" adlı kitabımı isteyebilirsiniz.

Çizgi Tagem Neden Kapanıyor!

Yüzlerce öğrenci, öğretmen, takipçimiz, dostumuz ve arkadaşımızdan “Çizgi Tagem neden kapanıyor?” sorusu geldiği için şahsi Blog sayfalarımda bunu daha geniş açıklamaya karar verdim. Evet Çizgi Tagem internet sitesini 13 Nisan tarihinden itibaren kademeli olarak kapatacağız. Tek sebebi son damla olan dava süreci de değildir. Dediğim gibi, o son damladır. Gerçek nedenini anlayabilmeniz için 2008 ve 2013 yılları arasında yaptıklarımız ve sonuçlarını tüm gerçekliği ile sizlere anlatmak zorundayım. Bizleri dikkate alarak sonuna kadar okuyabilenlere şimdiden teşekkür ederim.

web_sites1Hiçbir zaman çok başarılı bir ticaret adamı, çok kazanan bir işletmeci olamadım. Ayrıca olmayı başaramadığım şeyler içinde “öğretim görevlisi” olmak da var. Biraz kader ve biraz da kendi seçimlerim. Hep insanlara bir şeyler öğretmeye çalıştım; gerçekte çok kötü bir anlatıcı olduğumu bile bile… 1990’lı yıllardan kalan ve çevremdeki bilgisayar şirketlerine gönderdiğim teknik, teknolojik fotokopileri hâlâ saklıyorum. Bunlarla başladım. Internet sayesinde biraz daha geniş kitlelere erişebilme imkanı yakaladım. 2000’li yılların başında Çizgi Söğüt Gölgesi ve daha sonra kurumsallaşarak Çizgi Tagem’i kurdum. Gönüllü çalışan onlarca öğretmen ve öğretim görevlisi ile birlikte bugün itibarı ile bilişim alanında 1,000 saatten fazla görsel eğitim hazırladık. Bu eğitimler, videolar, 220.000 katılımcı, öğretmen, öğrenci, toplam 90.000’den fazla sayfa ile Çizgi Tagem internet ortamında 18 yıldır karşılıksız hizmet veriyor.

Çizgi Tagem’in kısa bir incelemede yakalanması pek mümkün olmayan bir olanağı “Sanal Kişisel Sınıflardır”. Virtual Private Classroom olarak adlandırılan bu sınıflar öğretmen niteliği olan herkes için kullanıma açıktır. Sınıfı onaylanan öğretmenlere kendi uzaktan eğitim alt yapımızı kullanma imkanı verebiliyoruz. Kendilerine ait sınıflar açabiliyorlar, öğrencilerini kayıt ettirebiliyorlar ve onların eğitim süreçlerini (derse girme, izleme süreleri, deneme sınavlarındaki başarı durumlarını vb.) takip edebiliyorlar. Buna eğitim yönetim sistemi deniyor. Ayrıca bu öğretmenler Adobe Connect aracı ile öğrencilerine senkron, kamera görüntüsü ile ve sesli enteraktif ders verebiliyor, kendi ekranlarını öğrencilerle paylaşarak ders anlatabiliyorlar. Adobe Connect çok iyi bilinen bir uzaktan eğitim aracı, asıl önemlisi ise bizim bu araç üzerine yazdığımız rezervasyon sistemidir. Adobe’nin bu statik aracıyla entegre ettiğimiz rezervasyon sistemiyle  öğretmenlere belirlenen zaman diliminde yetki vererek ders bitiminde bu yetkilerini geri alıyoruz. Böylece kullanılan sınıf adet sınırlaması ve rezervasyon kargaşası yaşanmamaktadır. Bu şekilde şu an 1,000’in üzerinde öğretmen, öğretim görevlisi  istedikleri zaman senkron ders açabiliyor ve öğrencilerini derslerine davet edebiliyorlar.

icitsAdobe Connect için kurduğumuz alt yapı 50 öğretmenin aynı anda 100’er öğrenciye senkron ders verebilmesini sağlıyor. 126 MBit’sec dedicated (tüm kapasitesi bize rezerve edilmiş) hat kapasitemiz buna olanak sağlamaktadır. Alt yapısını sağladığımız bir konferansta Van’daki bir üniversitede Amerika’dan katılımcılar sunu yaparak makalelerini anlatmışlardı.

E-kampüs adı aslında buradan geliyordu. Biz öğretmenlere alt yapı sağlayarak tüm uzaktan eğitim olanaklarını özellikle Anadolu’daki üniversitelere, meslek yüksek okullarına ve teknik liselere eşit eğitim hakkı anlamında sunma hedefimiz vardı. Bir sistem düşünün tüm eğitimlerin açık olduğu, kayıt edilebildiği ve daha sonradan herkes tarafından izlenebildiği bir eğitim yönetim sistemi. Eşit eğitim hakkını geniş kitlelere yaymak için büyük olanak.

Uzaktan eğitim biliminde en uç noktalardan biri olan uzaktan erişilebilen fiziksel laboratuvarlar konusunda öncü olmaya çalıştık. Çizgi Tagem’e destek veren mühendis arkadaşların kurduğu uzaktan kontrol edilebilen FPGA laboratuvarı. e-Lab DSP/FPGA projesi, gerçek birer DSP ve FPGA laboratuvar ortamının internet üzerinden kullanıcılarla buluşturulmasını hedef almaktadır. Bu proje ile kullanıcılar laboratuvara uzaktan erişebilmekte, hazırlanan deneyleri aynen laboratuvarda bulunuyormuş gibi bilgisayarlarının başında gerçekleştirebilmekte, deney sonuçlarını kamera ve uzaktan erişimli ölçüm aletleri sayesinde gözlemleyebilmektedir. e-Lab DSP/FPGA projesi ile uzaktan eğitim olanaklarını yine ücretsiz sunuyoruz.

60368_3180391Dava süreci 2010 ve 2011 yıllarında defalarca MEB’e yapılan şikayetlerle başladı. Tüm eğitimlerimizi Fatih projesinde hibe ettiğimiz MEB, daha 2008 yılında Tübider Bilişim Sektörü ile bilişim öğretmenlerinin eğitimi için protokol yaptığımız aynı MEB.  Emekli de olsa bir MEB  personelinin, bir başmüfettişin sizin hakkınızda sadece bir takım sitelere o da üstünkörü bakarak böyle bir rapor tutması çok acıtıcı. Daha önce gelen müfettişlerin şirketimizde yan yana dizilmiş sandalyelere bile rastlamadıkları halde yatakhane aramaları ise sadece acıtıcı değil bir yandan da gülünç. Tahmin edilebileceği gibi bizi şikayet eden özel eğitim kurumları. Temsilcisi dernek başkanı ile de konuştum. Pazarın sıkışmasının sebebinin Çizgi Tagem olmadığını esas sorunun eğitimden para kazanmanın sosyal devlette zor olduğunu anlatmaya çalıştım ama nafile.

Dava süreci bir yana; bu son damladan öte uzun bir zamandır canımızı yakan toplumdaki eğitime verilen önem. “Eğitim şart” jargonu dilimizden düşmez ama toplum eğitime gittikçe daha az önem verir oldu. Üniversiteler, her ilçeye meslek yüksek okulları kuruyor ancak mezun olanların bilgi seviyesini görünce “Aman Allah’ım!” demekten başka bir şey gelmiyor aklıma. Bina yapmak ile eğitim kurumu açmayı aynı şey zannediyoruz. Halbuki bu genç nüfusun, büyük memleketin, dinamik toplumun başka hiçbir çıkışı yok.

1

Özellikle 2010-2011 yıllarında tanıtım amaçlı ve Çizgi Tagem’in imkanlarını genişletebilmek ve çoğalmak düşüncesiyle çok uğraştık. Başbakanlık Yatırım Ajansından, MEB Eğitim Teknolojilerine, tüm bilişim STK’larına, defalarca tanıtım ve sunumlar yaptık. Absürt projelere çok rahatlıkla inanılmaz bütçeler sağlayan, hiçbir şekilde sürdürülebilirliği dikkate almayan kamu bize hiçbir destek sağlamadı. MEB projesinde protokol dahi imzalandığı halde sınav kağıtlarının parasına kadar hesap eden kamu bizim gerçek ve tamamen sosyal amaçlı hizmetlerimizin masraflarını “çok” bularak projeyi baltaladı. Üstüne bize dava açan kamu da 220.000 kişiye ücretsiz eğitim verdiğimizi aynı raporda söylerken 50-60 kişiye o da satılan bir cihazın hukuken hiçbir engeli olmayan ücret alınarak kullanımını anlatılmasını da yasak saydı. Çok çok komik ve acıtıcı. BBnet bilişim öğretmenleri platformunda bile MEB’e sunduğumuz ve Bilişim Öğretmenlerini eğitime amaçlı teklife “Biz tamirci değiliz” diyerek karşı çıkıldı.

Bu sebeple savunma yapmaya hiçbir gerek olmadığını düşünüyorum. Eşim ve çocuklarım bile, arkadaşlarım, dostlarım, STK’da birlikte çalıştığım meslektaşlarım herkes bu çalışmaları “çok beğendikleri” söylerken bir yandan da “Aman işte çok da gerekli olmayan faaliyetler, Niyazi ağabey kendini oyalıyor.” diye bakıyorlar. Toplumun hiçbir segmenti bilginin gücüne inanmıyor aslında. Ve çok daha acısı bilgisi olmadan herkesin bir fikri de var. Hem de her konuda.

Bundan 20-30 yıl önce, bir köylüye sorduğunuzda o günün toplumsal basit bir konusunu. “Biz bilmeyiz; köylüyük…” derdi kendi şivesi ile. Bugün sokaktan geçen teyzeye sorun bakalım “Mortgage krizinin dünya ekonomisine etkisini” size anlatsın. Mutlaka fikri vardır. Her alanda herkesin inanılmaz fikirleri var ve gittikçe her şeyi bildiğimizi ve daha da kötüsü öğrenmemiz gerekmediğini düşünüyoruz toplum olarak. Çok ciddi ve tehlikeli bir sorun aslında.

34768_0895235Son beş yılda yüzlerce cahil, cahil olduğunun farkında olmayan ama her konuda bir fikri olan, okumayan, yazmayan ve öğrenmeyen insanlarla uğraşmak beni yıktı; tüketti artık. Sıradan insanları bırakın, çok yakın bazı arkadaşlarımın bile ilerlemek, daha başarılı olmak, bir şeyleri gerçekleştirebilmek için ne kadar çalışmak gerektiğini zihinlerinde canlandıramadıklarını görmek içimi acıtıyor. Örneğin: “Mesleki Yeterlilik Kurumu sınav ve belgelendirme süreçlerinde 2 yılda 4,500’den fazla sayfa yazı yazdık. Üstelik bunlar taslaklar da değil, Resmi Gazetede yayınlanan meslek standartları, yeterlilikler vb.” deyince nasıl bir iş yükünden bahsettiğimizi insanlar hayal dahi edemiyorlar. Bir meslek edinmek için ne kadar çalışmak gerektiğini gençlerimiz anlamıyorlar. Hasbelkader okullarından mezun olduklarında her şeyi öğrendik zannediyorlar; mesleklerine dair internet ortamında yüz binlerce sayfa bilgi olduğu halde bunları  açıp okumuyorlar, yazmayı hiç bilmiyorlar. 1990’ların sanal bebeklerine benzer kullanılan Çin’in çöpleri tabletleri, bilgisayar sanıp eğitim aracı olarak çocuklarımıza satın aldık.  140 karaktere hayatı sığdırıp bununla da övünen, “bir tıkla” bir şeyleri paylaşarak bunu emek zanneden bir toplum yarattık biz; vahşi kapitalizm empoze ettiği tüketim toplumu.

İşte bu sebepler ile Çizgi Tagem’i kapatacağım. Evet ben suçluyum; bir eğitim kurumu kurdum ve insanları eğitmek istedim. Ama başarısız oldum. Cezama razıyım.

 

Not: 14 Mayıs 2013. Çizgi Tagem davası karar bağlandı.

 

karar

 

 

 

 

 

 

 

 

38 comments to Çizgi Tagem Neden Kapanıyor!

  • ArGeMaNiA

    Kendinizi cezalandırma özgürlüğünüze saygı duyuyoruz hocam ama,
    size inanan ve sizin vesileniz ile ortaya çok güzel şeyler
    koyabilecek insanları da cezalandıracak ve onlara yazık edeceksiniz.
    Bilginize…

  • Erdem

    Sayın Niyazi bey,

    İlk önce yaptığınız hizmetlerden dolayı teşekkür etmek istiyorum.

    Ben ve benim gibi bir sürü amatör elektronikçi sayenizde mesleki anlamda yeni bilgiler öğrendik ve hala sizin gibi ağabeylerimizden öğreneceğimiz çok şey olduğunu düşünüyorum.

    “MEB’e sunduğumuz ve Bilişim Öğretmenlerini eğitime amaçlı teklife “Biz tamirci değiliz” diyerek karşı çıkıldı.” dediniz.

    Acaba o karşı çıkanların ve bilgisayar bilimini ofis programı kullanmakla eş tutanların acaba 4 pervaneli helikopterlerin Python programlama dili ile programlandığından, yapay zekanın ne olduğundan haberleri var mı merak ediyorum doğrusu.

    http://www.bitcraze.se

    Ya da gerçek bilgisayar bilimi derken ne kastedildiğini idrak edebiliyorlar mı acaba.

    http://bit.ly/UG7Z0I

    Çizin o tamircinin üzerini yerine mühendis, teknik eleman koyun. Bu biz iyi mühendis, teknik eleman yetiştiremiyoruz demektir.

    Ayrıca başarılı olduğunuzu düşünüyorum.

    Elektronik konusunda değerli çalışmaları olan Sn. Profesör Duran Leblebici ile yapılan bir mülakatı okumuştum.

    “Düşük teknolojilerle çalışırken kimsenin sizi aşağı çekmek gibi bir niyeti yok ama ne zaman zirveye oynuyorsunuz, birileri sizi alaşağı etmeye çalışıyor”

    demişti. Bu da sizin başarılı olduğunuzu gösteriyor.

    Sizi düşünce yapısı olarak Profesör Anant Agarwal’a benzetiyorum. Kendisi MIT’nin Yapay Zeka ve Bilgisayar Bilimleri laboratuvarının CSAIL başında ve 64 çekirdekli Tilera isimli bir işlemci tasarlamış.

    Öğrenciler ile yapılan bir söyleşide ilginç bir şey anlatmıştı.

    Kendisi Hindistan’da ufak bir kasabada eğitim görmüş. Daha sonra Hindistan Teknoloji Enstitüsü ne gittiği zaman büyük şehirlerdeki eğitimin kalitesinin çok farklı olduğunu görmüş. Burada fizik okurken, yarı final sınavına katılan 200 öğrenciden 2 kişi kalmış. Diğerleri geçmiş. Kalan öğrencilerden bir tanesi bendim diyor. Bu arada fizik dersi iyi derecede yüksek matematik gerektiriyormuş.

    Bu demek ki kendi içinde bir ukde olmuş ki gerçekten kaliteli eğitimi, internet teknolojilerini dünya üzerinde herkese erişilebilir hale getirmek için bu düşüncelerle yola koyulduğunu söylüyor.

    Buna kendi tabiriyle eğitimin demokratikleşmesi diyor. Siz de eşit eğitim hakkı demişsiniz.

    Merak etmeyin bu noktada bir başlangıç yaptınız. Bir çığır açtınız. Kartopu gibi devamı gelecektir.

    Ayrıca merak etmeyin içimizde elektronikten, tıpa, eğitime, tarıma farklı alanlarda çalışan binlerce Niyazi Saral var. İnsanlar Çizgi TAGEM’in kapatılmaması için imza kampanyaları düzenlemişler.

    http://imza.la/cizgi-tagem-kapatilmasin

    Siz ve sizin gibi insanlara ne kadar teşekkür etsek azdır.

  • ryilmazz

    Niyazi Bey Merhaba,
    Uzun yazarak açıkladığınız için teşekkür ederim.
    Biz daha 90 senelik bir ülkeyiz. Dünyanın en güzel topraklarında yaşıyouz. Bu topraklar üzerinde çok insanın gözü var. Son birkaç yıldır izlenen politikalarla cahil bir toplum ortaya çıkarmak için bilinçli olarak uğraşan bir insan topluluğu var.
    Hal böyleyken, bu insanlara karşı koyma gücü olan kişilerin vazgeçmemesi gerektiğine inanıyorum.
    Dediğiniz gibi “eğitimli insanlar topluma borçludur. birşeyin nasıl yapılacağını bilip suskun kalırlarsa, kendilerini yetiştiren topluma karşı borçlu kalırlar”. kelimesi kelimesine böyle değil ama benim sürekli aklımda kalan hali budur.
    Meydanı boş bırakmayalım.
    Onların da tam olarak istediği şey, birşeyler yapabilen insanları bıktırmak, yıldırmak.
    Ve bir insan sadece bir durumda yenilir: Yenilmeye karar verdiği zaman…

    Saygılarımla,
    Reyhan YILMAZ.

  • kerem

    merhaba niyazi abi.

    benim ve benim gibi bir kaç arkadaşımın mail hesaplarında Cizgi-Tagem adında bir klasör varki haftalık olarak gönderdiğiniz tüm mailleri yaklasık 2-3 yıldır okuyor ve biriktiriyoruz.ben ve benim arkadasım gibi belki birkaç bin kisi daha aynını yapıyor.

    yaşım ve tecrübem sizinle kıyaslanamaz elbette fakat çok basit bir soru sormak istiyorum.

    “vahşi kapitalizm empoze ettiği tüketim toplumu.” demişsiniz yazınızda peki bu vahşi kapitalizm’i durdurmak için toplumu bilinçlendirmek olmasada bilgilendirmek için kurduğun eğitim kurumunu yine bu toplumu cahilliğe mahkum etmeye kararlı vahşi kapitalistlere kızıp yıkmak ne kadar doğru ?

    davaların,şikayetlerin,baskıların muhattabı ben olmadığım için bu kadar rahat konuştuğumu düşünebilir hatta söyleyebilirsinizde,lakin en ufak ilgisi dahi yok.

    23 yaşında birşeyler öğrenmeye çalışan ama hiç birşey bilmeyen adına bilgisayarcı dedikleri bir zavallıyım.günden güne değil ama aydan aya açıp mesleğim adına birşeyler öğrendiğim bi platform’du cizgi-tagem. yalnızca kendim adına bile cizgi-tagem’i kapatmanın haksızlık olduğunu söyleyebilirim.

    her ne kadar söylenmek için söylenmiş gibi gelsede.” kızgınlığınızı ve sizi , sizin kadar anlayabiliyorum”

    umuyoruz ki bu fikri tekrar gözden geçirirsiniz.

  • spinout

    Bilişim ayaklar altına alınırsa istediği değeri görmezse , eleştiriler yersiz olursa ben bile kapatırım.Bilişim diyince milletin işi gücü üretmek yerine saçma sapan şu bilgisayar mı iyi hangini alalım hangisi az ses yapar gibi cahil sorular.Bence bilişim Türkiye’de hakkını bulamayan değer verilmeyen sektör.O yüzden internete girerim öğrenirim facebook!u açıyor çocuğum Bilgisayarı biliyor öğretmeye ne gerek var diyenlerin anlayışlarından ben bile usandım bu mesleği çok önce bıraktım.
    YAzdığınız yazıya istinaden hocam yerinde bir karar almışsınız.Öğret öğret karşılığını farklı şekilde göremektense bitirmek super olmuş.Allah yolunuzu açık etsin inşş.

  • subari

    Merhaba,

    Öncelikle sitenin kapanmasına yürekten üzüldüğümü söylemek istiyorum. İlk açıldığı dönemlerde tanışmıştım siteyle. Daha sonra çeşitli platformlarda ve her fırsatta sitenizin tanıtımını yapmaya çalıştım. Katkım olduysa da çok mutluyum.

    Günümüzde herkes kendini bilgisayarcı veya bilgisayar kullanıcısı sayıyor. MSN kullanabilen veya Facebook ta tarla ekip biçen artık kendilerini bilgisayar kullanıcısı olarak tanımlayabiliyorlar. Daha da kötüsü yukarıda değindiğiniz konular gibi “bunu bilmiyorum veya bunu yapamıyorum” cümlelerini duyamaz olduk. Bilgisayar konusunda herkes bir şekilde bilirkişi oldu ve ahkam kesmeye başladı.

    Bunları düzeltmek ve insanları bilgili olarak fikirlerinin olması için yaptığınız çalışmalardan ve katkılardan dolayı TEŞEKKÜR EDERİM. Ama sizinde dediğiniz gibi kapitalist düzende bir yerlere dokunduğunuzda veya dokunduğunuzu sandıklarında yaptığınız çalışmaların değeri ne olursa olsun taşlanıyorsunuz.

    Şunu bilmenizi istiyorum; siteniz le tanışıp ta gerçekten takip eden bilişim konusunda eğitim almış veya almamış veya öğrenmeye gönül vermiş kişilerin “ben bu siteden hiç faydalanmadım” cümlesini kurabileceğini sanmıyorum. Aksine size yaptığınız çalışmalar için MÜTEŞEKKİR olduklarına inanıyorum.

    Daha yazacak çok şey var ama….

    Bundan sonraki hayatınızda ve yapacağınız çalışmalarda YOLUNUZ HEP AÇIK OLSUN…

    İYİ ÇALIŞMALAR….

  • Niyazi hocam selamlar olsun.

    Öncelikle e-eğitim adına bugüne kadar yaptıklarınız için teşekkür ederim. Siz saygı duyulmayı sonuna kadar hak eden bir eğitim gönüllüsüsünüz.

    Başınıza gelen şaka gibi olayları kâh gülerek kâh üzülere okuduğumu bilmenizi isterim. İçtenlikle yazdığınız bu olaylar silsilesinde tam bir KARA MİZAH hakim. İnsanları eğitmek suç olmuş gerçekten.

    Siz üzerinize düşeni yaptınız. Ben buna inanıyorum. Ancak size bu şekilde yaptırımla gelenlerin tek bir amacı var. Bahsettiğiniz gibi 140 karaktere hayatını sığdıran zombiler yaratmak! Sindirilmiş, boş ve eğitimsiz bir gençlik ülkenin hiç bir alanında başarılı olamayacağı gibi ardından gelen nesilden de bir şey beklemek imkansız durumda.

    Maalesef bizden istedikleri hep bu değil miydi zaten? 1980’lerden bugüne kadar hep “sindirilmiş ve yozlaştırılmış” beyinler peşinde koşmadılar mı? Sonunda istediklerini alma noktasına geldiler.

    Bir gün Sn. Oktay Sinanoğlu’nun bir kitabında şöyle bir olay okumuştum. Olay Amerika’da geçiyor. Oktay hocam Amerikalılara sesleniyor “Gençlerinizin eğitim düzeyi çok düşük”. Amerikalı öğretmen yanıt veriyor : “Biz burada bir gün gençlerin birbirini öldürmesine engel olursak, o günü başarılı bir gün sayıyoruz !”

    İşte geldiğimiz nokta ve geleceğimiz noktanın profili… Yavru amerika olacağız diyorlardı ya hep, o yolda emin adımlarla ilerliyoruz işte. Eğitimsiz, boş ve yoz bir gençlik. Zombi filmlerinden fırlamış gibi. videolarını hepimiz izliyoruz video paylaşım sitelerinde. İçler acısı haldeler.

    Neyse, yazmaya kalkarsam daha çok yazacak şeyim var. Ben 30 yaşında uzaktan eğitim ile bir devlet üniversitesinde sadece mesleğim için “etiket olsun” amacıyla Bilgisayar Programcılığı okumayı sürdürürken, sizin, genç beyinler üzerine verdiğiniz bu eğitimlerin kıskanılmasını da PARALI ve ÖZEL Eğitim (Sömürüm) kurumlarınca şikayet edilmesini çok garip buluyorum.

    Çalışmalarınızın başka alanlarda devamını diler, bunların sadece “vakit öldürmece, bir uğraş” olarak görülmediği bir dünyada sizinle karşılaşmak, tanışmak ve belki farklı bir eğitim üzerinde tartışmak isterim.

    Selam ve saygılarımla
    Aytekin OLCAY

  • basarkaradag

    Niyazi Bey, çalışmalarınız ve emeklerinizin için size çok teşekkür ederiz. Sayenizde şahsım ve çevremdeki bir çok arkadaşım eğitim aldık. Başarılı ve yeri doldurulması gerçek anlamda zor bir işe imza attığınız için sizi kutlarım. Size minnettarız. Yaptıklarınız için çok teşekkür ederiz.

  • serkan1987

    açıkçası çok üzüldüm bu olaydan ötürü,bence konuyu yargıya taşıyın derim sonuçta bi dünya emek harcandı.

  • mehmetcakoglu

    İnsanın burnunun direği sızlıyor…

    Yazınızı o kadar içten yazmışsınız ki; karşılaştığınız zorlukları okurken sanki size yapılanlar şahsıma yapılmışcasına içselleştirdim, hissettiğiniz kırgınlığı ve kızgınlığı resmen benliğimde hissettim.

    Ben 33 yaşında bir yazılım geliştiriciyim, ülkemizdeki bir çokları gibi mesleğimi çekirdekten başlayarak ve kendi çabalarımla sürekli bir şeyler öğrenmeye çalışarak elde ettim ve bu meslek sayesinde ailemin geçimini sağlıyorum.
    Buna rağmen halen öğrenim sürecim tamamlanmış değil, ölene kadar da rabbim güç verirse sizin gibi hayırsever ve eğitimin önemini kavramış, örnek insanlar sayesinde öğrenmeye ve bildiklerimi ihtiyacı olan herkesle paylaşmaya devam edeceğim.

    Dediğim gibi; mesleki gelişim sürecinde herşeyi kendi çabamla öğrenmeye çalıştım ve ihtiyaç duyduğum bilgiyi hiç bir yol gösteren olmadan, üstüne üstlük bilgiyi tekelinde tutmaya çalışan bencil insanlar tarafından engellenmeye çalışarak çok zor elde ettim.

    Benim problemim dikkatimin çok kolay dağılması ve sıkılmamdı, dolayısıyla sınıf ortamında ve derste dikkatimi vererek pek bir şey öğrenmiyordum. Bu yüzden bilgisayar bilimleri ile ilgili bir diplomam olmadı ama elimde diploma gibi otomatik statü belirleyen bir güvence olmaması beni daha çok çalışmaya ve üretmeye itti. Kendime uygun öğrenme ve çalışma süreçleri geliştirerek bunları aşmam gerekti.
    Bu süreçte, keşke sizin gibi insanlar karşıma daha çok çıksaydı, keşke uzaktan eğitim o zamanlar yapılabilseydi diyorum Niyazi bey. O kadar verdiğim emekle, şu an sayenizde 2-3 katı fazla bilgim olabilirdi.

    Dolayısıyla senelerdir yapmakta olduğunuz eğitim ve paylaşımın benim için anlamını ve yüceliğini çok az kişi anlayabilir. Yanlış anlaşılmasın lütfen, şahsen eğitim materyallerinizden yararlanmadım ve bunu yalakalık olsun diye yazmıyorum. Fakat yaptığınız bu işe karşı duyduğum takdir ve hayranlığı bir nebze olsun ifade edebilmek istedim.

    Yaşadıklarınıza karşı duyduğunuz kızgınlık ve kırgınlığı anlıyor ve paylaşıyorum. Keşke ülkemizde bizi yöneten ve karar yetkisi olan insanlar daha kendini geliştirmiş, mantık seviyesini yükseltmiş, işini sadece “yapmış olmak” için yapmayan insanlar olsa. Belki o zaman yapmaya çalıştığınız işin yüceliğini anlayabilir ve sizi bu kadar bunaltmazlardı.

    Size “bırakmayın”, “vazgeçmeyin”, “sabredin” gibi şeyler söyleyerek kararınızdan vazgeçirmeye çalışamam; zira bunca senedir nelere göğüs gerdiğinizi tahmin bile edemiyorum.

    Her ne kadar çölde bir kum tanesi olsam da; Ne karar verirseniz verin tüm benliğimle kararınızı destekliyorum.

    Yine de…
    İnsanın burnunun direği sızlıyor!..

  • ismailtoprak92

    sevgili hocam;
    ülkemize verdiğiniz tüm hizmetler için teşşekkür ederim diyemiyorum. bu veda cümlesi gibi oluyor. onun yerine “yaptığınız ve yapmaya da devam edeceğiniz tüm hizmetler için teşşekür ediyorum” bunların sizi yıldıramayacakları inancındayım. maddi yada manevi elimizden gelen imkanlarımızla yanınızdayız.

  • Simuzer

    Üzüldüm.. Bu kadar emeğin sonucunda elbette bir çok kişi faydalandı.

    Elbet zaman geçtikçe unutulacak, bu gerçek.. Daha önce de bboz.nom.tr ve ocal.net’te de gördüm.

    Buradaki bu durum çok çok farklı. İçim sızladı, elimizden ne gelirki, bilmiyorum…

    Herşey için teşekkürler.

  • armada666

    her şeyden önce bunca senedir verdiğiniz ve bize öğrettiğiniz her şey için özellikle Çizgi Tagem dersleri için Çok teşekkür ederim. Keşke ne kadarda ilginç bir kelime, özellikle pişmanlığın son demi, bazı insanların özellikle bu kadar düşebiliceğini aşağılanacağını bazen hiç düşünmüyorum, insan her şeyi nasıl para olarak görebilir ya anlam veremiyorum. biz ne zaman bu kadar aç bir millet olduk onuda merak etmiyor değilim. evet söylediklerim baya ağır kelimeler hatta öyle şeyler daha yazarım ki beni direk atabilirler bu ülkeden 😐

    Yazık diyorum bunca emeğe zamana, oysa mükemmel işleyen bir sistem bu kadar kolay göz ardı edilmemeliydi. Sizin cümleniz “Bugün sokaktan geçen teyzeye sorun bakalım “Mortgage krizinin dünya ekonomisine etkisini” size anlatsın. Mutlaka fikri vardır. Her alanda herkesin inanılmaz fikirleri var ve gittikçe her şeyi bildiğimizi ve daha da kötüsü öğrenmemiz gerekmediğini düşünüyoruz toplum olarak. Çok ciddi ve tehlikeli bir sorun aslında.” ne kadar da doğru bir tespit yapmışsınız.

    Her şey için tekrar teşekkürler Hocam. Emeğinize sağlık sonuna kadarda destekçiniziz.

  • Süleyman ÖZKORKMAZ

    Hocam bu zamana kadar, ortaya koyduğunuz çaba için teşekkür ederim. Güzel günlere gebeyiz, “all is well”.

    Çizgi-Tagem Kapatılmasın ! Sende imzala.
    http://imza.la/cizgi-tagem-kapatilmasin

  • bilalkavlak

    Niyazi hocam kendisini savunmayacak yokmu ülkemde onu savunacak avukat yokmu hukukçu kendisi savunma yapmayacak bizler hocamı savunalım arkadaşlar

  • cemdemir88

    hocam diyeceğim şu ki, bizler hep senin yanındayız. o yüzden mücadele etmeye devam etmeni istiyoruz ve lütfen kapatmayın. bizlerde elimizden gelen her türlü desteği veremeye hazırız.

  • Seyfeddin

    BU KARARI ALMASINA VE BU YAZIYI YAZDIRMASINA HER KİM SEBEP OLDUYSA ALLAH BELASINI VERSİN.
    74 MİLYONDA BİR TANE NİYAZİ SARAL YETİŞTİ. ONUN DA BÜTÜN ŞEVKİNİ KIRDIK

    AZİZ NESİN’İN MEŞHUR SÖZÜNÜ HATIRLADIM. AZİZ NESİN’İN SİYASİ FİKRİYLE UZAKTAN YAKINDA ALAKAM YOK,
    TANISAM SEVERMİYDİM BİLMİYORUM AMA AĞZINA SAĞLIK AZİZ NESİN DİYORUM….
    ÇOK YAZIK…… :(((

  • ateha

    Başarılarınızın devamını dilerim Niyazi bey. Ama unutmayın meyve veren ağaç taşlanırmış.

  • Niyazi Bey,
    Bodrum/Muğla’da yükselen bir bilişim şirketi sahibiyim. Sizlerin sayesinde elemanlarımızdan birinin eğitimini çizgi-tagem’den aldık, ve kendisi 3 ay gibi kısa bir sürede 2 farklı comptia a+ sınavına girip başarı kazandı. Kaldıki bu sertifikasyon süreci dışında şirketimizde ve yerel işletmelerimize kattığı değer cabası.
    Bu yaratılan durumu üzgünlükle izliyorum ve okuyorum. Bizler küçük bir bilişim firması sahibi olarak elimizden gelen bütün katkıyı yapmaya hazırız. Zira sizler sayesinde bizim gibi kurumlardaki elemanların katma değeri artıyor ve bilgi toplumu yaratmadaki süreçte daha etkin bir rol oynanıyor.

  • alaaddinmaden

    Hocam, böyle bir şey ancak geri kalmış ülkelerde olur kanaatindeyim. İşte Avrupa’lı olduk şöyle olduk böyle olduk diye ahkam kesenler var ya; onlara sormalı ne oluyoruz diye. Bu ülkede yaptıklarınızı (ve yapacaklarınızı) saygı ve takdirle izleyen, sizlerden ilim bilim ve irfan alan binlerce kişiden biriyim. Böyle bitmemeli diye düşünüyorum. Yine de sizin vereceğiniz her karara saygılıyım. Yüreğimiz sizinle.
    Alaaddin Maden
    AMASRA-BARTIN

  • petry

    Bu ülkede suyun bir insan hakkı olduğunu, suyun parayla satılmaması gerektiğini savunup halka ücretsiz su dağıtan belediye başkanı 8 yıl ceza aldı. Siz de aynı şekilde cezalandırılacaksınız belli ki. Ücretsiz eğitim demek, herkesin okuması, öğrenmesi, düşünmesi demek. Ama ülkemizde kitabı, tiyatroyu, sinemayı, interneti lüks haline getiriyorlar. Çünkü cahil, yoksul bir halkın sömürülmesi daha kolay. Sizden ricam kendinizi savunmayın, 226.525 öğrencinizi savunun. Topluma borcunuzu belki fazlasıyla ödediniz, ama lütfen bunca emek verdiğiniz eğitim yuvası köy enstütüleriyle aynı kaderi paylaşmasın, cahilliğe kurban gitmesin.

  • nejatkaraca

    Niyazi Bey sizi ve şirketinizi 90 lı yıllarda teknisyenlik yaptığım günlerden beri tanıyorum. Konusunda başarılı bir insan olduğunuzu, bilgi paylaşımı konusunda da çok özverili bir insan olduğunuzu, ülkenizi ve milletinizi seven aydın bir kafaya sahip olduğunuzu da biliyorum. Bilim ve teknolojide dünyadaki gelişmeleri incelediğimizde eğitime önem vermeyen ülkelerin nasıl başka ülkelerin elinde oyuncak olduklarını ve halkının nasıl mutsuz ve umutsuz olduklarını acı ile izlemekteyim. Bütün bu bilimsel gerçeklerin ışığında sizin özveri ile yapmış olduğunuz bu hizmet özellikle devlet tarafından destek görmesi gerekirken tam tersi bir tavırla köstek olunması topluma hizmetle görevli kimselerin ne yaptıklarının ve niyetlerinin ne olduğunu açıkça ortaya koymaktadır. Eğitim konusunda ülkemize ortaçağı yaşatanlar, başkalarının hayır amacı ile yaptıkları işleri baltalamaları karşısında sessiz kalan halkımızın bu muameleye layık olduğunu düşünüyorum. Bu konuda ne yapılması gerektiği ile ilgili fikri olan varsa üzerime düşen görevi yerine getirmeye hazır olduğumu belirtirim. Başkalarının kahramanlarını baş tacı edip kendi kahramanlarımızı ayaklar altına aldığımızda onların kapılarında kul olarak ekmek dilenmeye mahkum oluruz. Yazıklar olsun.

  • tekin44

    Merhaba Niyazi bey ,gelecekde ülkemize karşı sorumluluk alabilmek için gerekli altyapıyı oluşturmamız gerekiyor , çizgi-tagem ilgili alanda çok fayda sağlıyor bizlere , kararınızdan vazgeçmeyi düşünmüyorsanız bizlere ve öğrenmek isteyen istekli gençlere çok büyük bir kötülük yaptığınız kanısında olacağımıza inanabilirsiniz.

    Çizgi-tagem kapanmıyor başlığında bir yazınızı okumayı umuyoruz sizden,

    Saygılarımla.

  • vebsel

    merhabalar hocam
    şahsınızı hiç tanıma fırsatım olmadı .D Maillerimin arasında sizin kapatıyoruz yazınızı görünce sitenize girip hemen üye olup bir yazı yazmak istedim . Maalesef bazı insanlar yapılan çalışmaların o kadar emeğin ne demek olduğunu anlayamıyor. Oturup 1 sayfa yazı yazsınlar bakalım emeğin ne demek olduğunu o zaman anlasınlar.

    sitenize girip yorumlar sayfasına baktığımda vefasızlığın ne olduğunu da anladım sadece 11 kişi yorum yapmış . sizin bu kararınızın ardından binlerce kişinin bu siteyi yıkması gerekiyor.

    Bu metni okuyan arkadaşlarımıza da sesleniyorum .Bu konuda duyarlı olalım .

    Hocam siz de yılmayın inanın türkiyede sizin gibi eğitim aşkı yanan insanlar var bunu da unutmayın kurunun yanında yaşı da yakmayın .

  • kaan_13

    hocam! diyeceğim tek şey Allah sizden razı olsun!fedakarlık ve paylaşım bilinci sanırım ancak bu şekilde olur. kim ne derse desin. kapanmaması için üzerimize düşen bir şey varsa paylaşırsanız sevinirim hocam.

  • zkeskek

    merhaba
    belki bir yıldır çizgi-tagem sitesini kullanmıyorum sadece haberlerine bakıyorum. bu site yargı yoluyla kapatılıyorsa buna bir diyecek yok. ben çok faydalanmasam bile bu siteyi her zaman tavsiye etmişimdir. tarihi değiştirmek için güçlü iradeler gerekir. sizin iradenizin güçlü olduğuna inanıyorum. bu siteyi kapatarak elbette kendinize ceza veriyorsunuz, ancak bu siteye gönül verenleri de cezalandırmış oluyorsunuz. insan düştüğü yerden daha güçlü kalkar. siz toprağa bir tohum atın bin başak çıkacaktır. yargı bazen insanları hırpalasa da eninde sonunda her zaman haklının yanındadır.
    çizgi tagemin kapanmaması dileğiyle hayırlı işler.

  • ayonga

    Sevgili Niyazi bey,
    Ben de Bülent Ecevirtin 2 Ay gibi bir sürede öğretmen yetiştirdiği dönem den önce Eğitim Enstitüsü’nden mezun olmuş bir öğretmenim. Yapmış olduğunuz bu Vatana bu Millete almış olduğunuzdan fazlasını geri verme çabalarınız ve ille de Eğitim vermek, bildiğini bilmeyen kitlelere öğreterek aktarma mücadeleniz çok kutsal bir mücadele. Öncelikle sizi yürekten kutluyorum, ama mücadele etmek şart. Hem yanınızda hemde arkanızda destekçi olmak için saflarınızda olduğumuzu ve sizi yalnız bırakmayacağımızı bilmenizi isterim.
    Türk milli Eğitimi ile ilgili inanılmaz bir anımı da platformunuzda aktarmadan geçemeyeceğim, Alınananlar varsa şimdiden Affınza sığınırım…
    1995 Yılı Sn.Necmettin Erbakan Başbakanlığındaki zananın Milli Eğitim Md.ürü’nün çocukluk arkadaşı ile bir öğle yemeği molasındaki konuşmamız aynen şöyle; İlkokul çağına gelmiş çocuklarımızın Özelmi yoksa Devlet ilkokuluna mı yazdıralım diye başlayan konuşmada, aramızdaki kanuşmaları vdinleyip söz alarak, “Arkadaşlar ben şu anki Milli Eğitim Bakını ile çocukluktan beri arkadaşız.Öğrencilik yıllarımız ve Asker ocağnda dahi birlikteliğimiz devam etti.. ve şu anda Milli Eğitim Bakanı olması da bir şeyi değiştirmedi ve Onbeş günde bir engeç ailece bir araya gelir ve halada görüşürüz. Ama bu son haftaki görüşmemiz hepsinden çok farklı oldu!… Ben Bakan arkadaşıma, yiğenin bu yıl kısmetse ilkokula başlayacak. Sen bu işin Bakanı olarak bize ne tavsiye edersin.? diye sordum. Ama çok ters bir cevap aldım ve bunca yıllık arkadaşlığımız bu konuşmanın ardında bir anda bozulacaktı.. hanımlar ve aile oratmıız buz kesti ve bir müddet sonra Bakan arkadaşım nihayet normal haline döndü ve bizlerden özür diledi.. bu davranışının sebebini sorduğumda ise bana anlattıkları olay aynen şu şekilde gerçekleşmiştir; “Bana Bakanlık görevi verildikten sonra, Bakanlıkta Bakanlık bünyesindeki mesai arkadaşlarım ve müsteşarla hepsinin odasına birer birer girerek tanışıp 3. günün sonunda makam odama girebildim. Makam odamda dört bir yanımda kapılar vardı. Ön taraf giriş kapısı, Sağ ve Sol yanımda Müsteşarların odası vardı ve Makam Masamın arkasında bir kapı. Mihmandarlara açın şu kapıyı.. buradakilerle de tanışayıp diyor…ama mihmandarlar da bir sıkıntı başlıyor ve Sayın Bakanım bu odadaki tanışmayı erteleyelim..Zira henüz randevu alamadık!…diyorlar. bu duruma çok sinirlenip öfkelenen Bakan arkadaşım kapıya kendi yönelip çift taraflı olan kapıyı birazda zorlayarak sinirle açıyor… ve bir de ne görsün.orta masada oturmuş 5 adet sarı kafa bu Davetsiz ve Randevusuz gelen, şaşkınlıkla ve sinirli bir ifadeyle bakab şahsa küçümseyerek bakıyorlar.. bu arada mihmandarlar da kısa bir terddütten sonra Bakan beyin ardından odaya giriyorlar ve hemen masa başındaki bu yabancı şahıslardan özür dilemeye çalışıyorlar ve gergin ortamı bu ifadelerle yumuşatmaya, af dilemeye devam ederken Bakan bey olaya sert bir şekilde müdahale ederek, sizler de kimsiniz.?, kim oluyorsunuz da benin makam odamın arkasında bana bağlı çalışan nasıl bir birimsiz.? Ben mi sizden izin alıp bu odaya gireceğim diyerek mihmandar gruba ve yabancı guruba verip veriştiriyor ve kapıyı çarpıp odasına geçiyor.. tabii mihmandarlar da peşinden.. Başlıyorlar ortamı ve olayı yumuşatmaya, Efendim bu şahıslar Türk Milli Eğitiminin Yabancı Danışmanları..ABD ile 1945-48 Yıllarında yapmış olduğumuz antlaşma gereğince Türk Milli Eğitimine yön vermek, katkıda bulunmak üzere burada bulunuyorlar.”
    İşte bu acınası durumun ardından Bakan arkadaşım derhal Başbakan Sn. Erbakan’dan acil randevu talep ediyor ve akabinde Sn.Başbakanın karşısında durumu olduğu gibi anlatıp, bu yabancı Danışmanlar işini sonlandırmak istediğini ifade edyor.
    Bakan arkadaşımın yaşadığı olay bununla da bitmiyor ve <Sn. Başbakan bu olayın ardından masanın alt çekmecesinden bir parşömen kağıdı çıkararak evladım, Bak bu işler böyle yürüyor.. Ya bu işlere karşı durmaz, sisteme uyarsın yada…Al şu kağıda istifa nı yaz ve imzanı at, ben gerektiği zaman işleme koyarım.> diyor..
    İşte bir gün önce yaşadığı bu olayın vehametiyle Bakan arkadışıma hafta sonuda Devletin ilkokul mu yoksa Özel ilkokul mu seçeli sorusunu sorunca haklı olarak uğradığı ve kimseye anlatamadığı bu depresyonu bizler yaşadık.

    İşte Sayın Niyazi bayeciğim..Bu ülke nasıl yönetiliyor.? bir örnek size.. Lütfen kendinizi cezalandırmayıp, mücadeleye daha geniş kitlelere ulaşarak, Bu Millete, Bu Vatana elimizden geldiğince daha da fazla Eğitim hizmeti üretmeye devam edelim.
    Sygılarımla,
    Adnan YONGA

  • Çizgi tagemi yeni duydum içerisinde çok güzel bilgiler var kendini geliştircektim ne yazikki kapanıyormuş çok üzüldüm ama sayfanın başında bilgileri kopyalayabilirsiniz demiş bende ancak böyle telafi edebilirim bu videoları nasıl elde edebilirim Şimdiden teşekkürler

  • Sefir

    Niyazi bey malesef sizi daha çok yoracağız. ÇİZGİ TAGEM kapanmayacak…

    İyi çalışmalar…

    M.Tolga Yavuz
    İTÜ

  • pc_engineer

    Son 2 yıldır çizgi-tagem sitesinin takipçisiyim özellikle gömülü sistemler hakkında verilen derslerden çok memnun kalmıştım, fakat geçenlerde sitenin kapanması ile gördüğüm haber ile sarsıldımi umarım yetkililerin akılları başlarına gelir ver yaptıkları hatayı geri alırlar. Birde sizden bir isteğim olacak sitedeki 12 dvdlik eğitim seti dışında kalan eğitimleride dvd seti haline getirip satarsanız çok memnun oluruz, kendi okulumda görmediğim kaliteli eğitimi sizin sitenizden karşıladım bu yüzden bir çok mühendislik yada üniversite öğrencisinin sizin derslerinize ihtiyacı olduğu kanısındayım. İyi günler dilerim.

  • cemalokan1987

    Ben de yeni keşfedenlerdenim Çizgi-Tagem’i.Çok sevinmiştik böyle bir sitenin varlığına fakat geçenlerde sizden gelen bir maille hevesim kursağımda kaldı.Allah’tan dileğim inşallah kapanmaz çizgi-tagem.Maili okuyunca bir anda yalnız hissetmiştim kendimi, zaten okuldan öğrendiğimiz birşey yok hocalar öğretmeye meyilli değil hepsinin elinde kitap gelip sadece okuyorlar böyle eğitim sistemi olmaz.Resmen yapılanları baltalamak bunların size yaptığı.Önceki yorumda denildiği gibi Çizgi-Tagem kapanmıyor başlığını görürüz önümüzdeki günlerde.Bir de eğitim setlerinin dvd hali var onu nasıl satın alabilirim çizgi-tagem ve çizgi.com.tr de satışta değil acaba tükendi mi bilgisi olan yardımcı olabilir mi veya çizgi-tagemdeki videoları nasıl indirebiliriz ?

  • Taha Kalpak

    Merhaba Niyazi Ağabey,
    Öncelikle ben de topluma ve bilinç düzeyine karşı gösterdiğiniz sağduyuya minnettar olduğumu söylemeliyim. Kapatılma mevzusunu okuduğumda içim cız etti, bunun nedeni sadece çizgi-tagem’in kapatılması değil ülkemizde ki bakış açısının zavallılığı idi tabii ki. Fakat sonra fark ettim ki, zaten olacak olan budur. Dünya da insanların çoğunluğu statikocudur, bir şeyler değişsin istemezler, bilgi seviyemiz artsın istemezler çünkü korkaktırlar. Bilmediklerinden korkarlar ve bilen insanın cesaretinden nefret ederler. Ve yine fark ettim ki insanların az bir kısmı ilerici olmalıdır teorik olarak, herkes çok bilir ve kendi yoluna gitmek isterse topluluklar oluşamaz ve tabii ki devletler de oluşamaz. Yönetenler ve yönetilenler.. Siz, Niyazi Ağabey, ilerici insanlardan birisiniz ve arkanızda yine sizin gibi düşünen insanlar olacak, diğer “normal” ve “vasıfsız” insanlar sizin ve sizin gibi insanların ayaklarına asılacaklar durdurmak için. Her ne kadar yorulsanız ve bıksanız da lütfen sizi seven ve takdir eden dahası yaptıklarınızdan bir nebze olsun yararlanan insanları taşımaktan vazgeçmeyin ki bir gün onlar da ayaklanıp diğerlerini sırtlasınlar. Keşke bizim de sizin ve sizin gibi düşünenlerin dişleriyle-tırnaklarıyla var ettiği bu platformu, bu güzel düşünceyi yaşatmak ve desteklemek için yapabileceğimiz daha çok şey olsa.

  • Niyazi SARAL

    Tüm mesajlar için tekrar teşekkürler.

  • Niyazi SARAL

    Merhaba,

    Bugün sabah 10:20’de mahkemem vardı. 20. Sulh Ceza mahkeme kapısında uzun bir süre bekledim. Benim davamdan öncekiler göz gezdirdim. Zorla çocuk alıkoyma, küfür, saldırı, taciz ve kavga, uyuşturucu kullanma… ve eğitim kurumu açma. Çok acıtıcıydı doğrusu.

    Hakim yine efendiliğini bozmadı; kendi raporunun başında “dernek” dediği kuruma birkaç sayfa sonra “Niyazi Saral’ın şirketler grubu”… diyen “Bilir Kişi” raporuna. Yeni bir rapor istedi, yeni bir bilir kişiden. Haziran ayına erteledi yeni celseyi. Bu sefer buruk bir acıma gülümsemesi vardı dudaklarında. “Mutlaka üniversiteden birini bulun” dedi katibe.

    Çok daha acıklı bir durumu daha paylaşmak istiyorum. Beni gerçekten üzen ve içimi acıtan bir durum. Mahkeme bitti, 20 adım uzaklaştım salondan pat diye SMS mesaj geldi. “İstanbul 20. Sulh Ceza Mahkemesinin…” SMS mesajı bir sonraki duruşma gürünü bildiriyordu bana. Entegrasyona bakın. Övünülecek bir durumu gibi.

    Neden övün memeliyiz biliyor musunuz? Tamam teknolojik alt yapımız mükemmel, peki ya insan faktörü. Fotoğrafını çektim duruşma listesinin mahkeme kapısında. Her 3 dakikada bir celse var. Mükemmel bir alt yapı, ülkenin teknolojik yapısı ve ekonomik gelişimi mükemmel peki insanlar? Böyle büyük adalet sarayları yapıp onlarca mahkeme salonunda her 3 dakikada bir duruşma organize edip daha kapıdan çıkmadan bir sonraki duruşma gününü bildireceğinize aslında yapmamız gereken o salonların dolmasını engellemek değil mi?

Leave a Reply