PDF Kitaplar sayfamız "Çizgi Söğüt Gölgesi-İçimizi Isıtanlar" PDF kitabı ve sesli anlatımları ile yenilendi.

İçimizi Isıtanlar

Eğitimli insanlar topluma borçludurlar. Bir işin nasıl yapılabileceğini biliyorken bir başkasının yapamadığını görüp susmaları kendilerini yetiştiren o topluma ihanettir.

Çizgi Market

Çizgi Market'ten satın aldığınız ürünlerle birlikte "Ben de Sonunda Bilgisayarcı Oldum" adlı kitabımı isteyebilirsiniz.

Mezun Olunca Ne İş Yapacağım?

“Ne iş olursa yaparım abi,”
“Hele bir mezun olalım, gerisi Allah kerim,”
“Askere gidcem herhal 🙂

“Valla bilmiyorum abi, bu gidişle İstiklal’in ortasında tezgâh kurup, orijinal kitap satcam”
“Mezun olduktan sonra öğreneceğiz kısmetse!”

Bunlar artık klişeleşmiş “Mezun olunca ne iş yapacağım?” sorusuna Ekşi Sözlükte gençlerin kendi jargonu ile verdikleri cevaplar. Bu cevaplardan bile bu sorunun toplumdaki önem derecesi ve gençlerin kötümserliği hemen ortaya çıkıyor. Gerçekten de Bilişim Sektöründe mühendis, yönetici ve şirket sahibi olarak çalıştığım 30 yıldır gençlerin bana en çok sordukları sorulardan biridir bu! “Mezun olunca ne iş yapacağım?” Global ekonomik kriz nedeniyle işsizliğin arttığı bu dönemde, mevcut tabloya her yıl üniversitelerden mezun olan binlerce yeni mezun çalışan adayı eklendiğini düşünürsek gençlere hak vermiyor da değilim. Gençlerin mezun olunca ne iş yapacağı, hangi şirkette ve hangi mevkide çalışacağı gibi konularda tereddüt etmeleri çok doğal. Bu makalede gençlere mezun olunca daha donanımlı olabilmeleri için öğütler ve çeşitli ipuçları verecek onlara bir anlamda yol haritası çizmeye çalışacağım. Eğer gerçekten faydalı olmasını istiyorsanız sonuna kadar okuyun! Sonuna kadar okumayı göze almayan bir gence yardım etmek çok zor. Toplumdaki “okumamak” salgın hastalığı gençliğin çoğunluğunu karamsarlığa itmekte ve bu aynı zamanda onlarda “bilgi sahibi olmadan” fikir sahibi olma kötü alışkanlığını yaygınlaştırmaktadır.

Meslekler ve Meslek Seçimi
Birey için meslek bir ömür boyunca süren bir ders ve ilerleme olduğu gibi aynı zamanda maddi kazanç sağladığı iş ve pozisyonlardır. İyi düşünerek ve kendinizi tartarak, sevdiğiniz ve sizin için doğru mesleği seçmek iş hayatında başarılı olmayı garantileyen en önemli etkendir. Bir meslek seçerken kişiliğinizi, kendinize ait değerleri, ilgi sahalarınızı ve becerilerinizi göz önüne almalısınız. Kariyerinizi belirlemeye çalıştığınız bu sürece öz değerlendirme (kendini keşfetme) denir.
Hemen şunu belirtmeliyim ki, çeşitlenen ve bir o kadar da iç içe girmiş disiplinlerin egemen olduğu günümüz teknolojik dünyasında üniversite mezunu bile olsanız aslında o mesleğe sadece adım atmış sayılırsınız. Meslek sahibi olabilmek için belirli bir meslek dalında temel eğitim almış bir kişinin kazandığı bilgi ve becerilerin, pratik deneyim, mesleki yeterliliklere göre pratik bilgi ve yetenek kazanması ve staj süreci, arkasından başarı ile tamamlanmış bir deneme süreci ile kanıtlanmış olması gerekir. Mesleğin öğrenilmesi, hem üniversite düzeyinde bir akademik kurumda eğitim, hem de işyeri koşullarında belirlenmiş, denetlenen ve değerlendirmeye tabi tutulan deneyimi kapsar. Belirli mesleki uygulamaları yapabilmek için gereken öğrenme düzeyleri, “farkında olmak” “kavramak”, “yetenek sahibi olmak” arasında değişebilmektedir. Bazı konular genellikle üniversite çevresinde öğrenilirken, diğer bazı konular daha çok işyerinde öğrenilmektedir.

Bilgi ve becerinin değerlendirilmesinin değişik yöntemleri vardır. Üniversitede alınan derslerde başarı; proje çalışmalarının kritiğe tabi tutulması, yazılı sınavlar, çoktan seçmeli veya metne dayalı sınavlar veya diğer yöntemlerle değerlendirilebilir. Meslek pratiğinin çeşitli yönlerine ilişkin deneyim ise; örnek vakaların değerlendirilmesi, staj kayıt defterine geçirilmiş çalışmaların incelenmesi, yazılı ve tasarım sınavları ve/veya meslekte deneyimli üyelerin adaylarla yapacağı mülakatlar yoluyla sınanabilir. (Mesleki Bilgi ve Becerinin Kanıtlanması, Mimarlar Odası Yayınları, Nisan 1998)

Gençlerin meslek seçerken kanımca ilk olarak kendi maddi imkânlarını ve eğitim durumunu göz önüne almaları gerekir. Eeğer maddi imkânlarınız sınırlı olduğundan kendinize üniversite aşaması sonuna kadar, daha uzun süreli bir eğitim planlayamıyorsanız, temel eğitim süreçlerinden sonra doğrudan bir meslek sahibi olabileceğiniz dalları seçin. Örneğin bir meslek lisesi tercih edebiliyor ve herhangi bir başka sınırlamanız yoksa (meselâ kan tutmuyorsa J) “Hemşirelik “ mesleğini sizlere önerebilirim. Böylece mezun olduğunuzda çerçevesi kolayca tanımlanmış bir mesleğe sahip olursunuz. Bunun yerine “Bilgisayar Meslek Lisesi” ise daha geçerli gibi gözüktüğü halde rekabetçi bir pozisyon olduğundan ve aynı zamanda ülkemizde çerçevesi tam çizilmemiş bir “meslek” dalı olarak geliştiğinden, bu eğitim düzeyinde tavsiye edemem. Toplumdaki kanının aksine Meslek Yüksek Okulları mezunlarının doğrudan çalışma hayatına atılabildiklerini de şahsen izlemekteyim.

Düzenli maddi bir gelir mi istiyorsunuz yoksa kendi işinizin sahibi mi? Seçeceğiniz meslek size ne kadar ekonomik bir kazanç sağlayacak? Ek gelirleri olacak mı?  Mesleğiniz size nasıl bir yaşam tarzı getirecek? Ofis ortamında mı çalışmak istiyorsunuz yoksa Dünyayı gezip başka kültürler mi tanımak?   Mesleğiniz dışında kendinize ait daha fazla zaman kalmasını mı istiyorsunuz, yoksa kişisel gelişim mi sizin için daha önemli? Başkalarına yardım etmek mi sizi mutlu kılıyor, yoksa kalıcı bir şeyler yapabilmek ve takdir edilmek mi?  Bunlara benzer yüzlerce soru ile kendinizi tartabilirsiniz.

Daha önce söylediğimiz gibi meslek seçimi bireylerin kendilerini tanımaları, ne istediklerini doğru biçimde algılamaları, karakterleri, değerleri, maddi imkânları, ilgi sahaları,  bilgi ve becerileri yanında meslek tanımlarını da doğru biçimde incelemeleriyle yapılmalıdır. Bu makalede meslek tanımlarına daha detaylı değinmeyeceğim ancak http://www.osstercihrehberi.com/meslekler.php adresinde özellikle üniversite mezunları için meslek tanımları bulunmaktadır. http://www.khake.com/page51.html adresinde ise benzer ancak İngilizce sayfalar var.

Ekonomik konjonktür de meslek seçiminde göz ardı edilmeyecek bir argümandır. Birçok yazar ve kariyer destek merkezi günümüzde enerji sektörünün, bilgi teknolojileri ve telekomünikasyonun, sağlık ve eğitim sektörlerinin, lojistik sektörünün, turizmin, danışmanlık hizmetlerinin yeni mezun alımlarında öne çıkarmakta, bu iş kollarının çiçeği burnunda bu mezunlara en azından bir önceki yılki kadar istihdam yaratmasını beklemektedir. Bunun yanında bugün olduğu gibi ekonomik kriz dönemlerinde kamu sektörüne ilgi artmaktadır.

Meslek seçiminde çok faydalı olacak bir yöntem de size literatürde “Mentoring” denilen “Rehberlik” hizmetleri verecek güvenilir ve saygın kişilere danışmanızdır. Bırakın, deneyimli ve şuan sizden daha eğitimli bu akıl hocaları sizi izlesinler. Birçok insan yıllar içinde elde ettikleri deneyimleri kariyerinize yardımcı olmak amacıyla size iletmekten mutluluk duyacaktır.  Akıl hocalarınızın bazı fikirlerinizi desteklediğini ve sizin adınıza olumlu bulduklarını gördüğünüzde kariyer seçiminizde ve hedeflerinize varmak için çabalarınızda daha kararlı olacaksınız. Rehberlik hizmetlerinin meslekte ilerlerken de şaşırtıcı etkilerini, sizin adınıza çabuk ve verimli gelişmeleri hissedeceksiniz.

Meslek Seçimine Yönelik Eğitim Sürecinde Yapılması Gerekenler

Tüm gençlere daha üniversitede okurken mesleklerinin belirlenmesine yönelik çalışmalarla da bir yandan ilgilenmelerini öğütlerim. Eğer “Üniversite bitsin, sonra askerlik yaparım ve gelir iş ararım,”  diye düşünüyorsanız günümüz koşullarında 23 veya 24 yaşında, eğitimli ancak hiçbir deneyimi, çevresi olmayan bir genç olarak baştan kaybettiniz! Apple’ın kurucusu Steve Jobs’un gençliğinde işe girmek için resmen HP’nin kapısında yattığını, yöneticileri bu kadar zorladığını anlatan hikâyeleri okumuşunuzdur. Gerçek şu ki Steve Jobs o zaman sadece 15 yaşındaydı. Düşünün işe girmek için kapınızda yatan bir genç ve 15 yaşında. Birçok yönetici bu gencin kendisi için koyduğu çıtanın ne kadar yüksek olduğunu fark eder. Hayallerinin peşinde koşan gençler mutlaka başarılı olacaktır.

2006 yılında internet sunucularımızı yenilerken phpBB ile çalışan forumumuz için bir genç ile yazışmıştm. phpBB Türiye organizasyonundan bu gencin mesajlarından hakikaten bilgili olduğu anlaşılıyordu. Beni etkilemişti, forumun tümünü Linux işletim sisteminde deneyimli profosyonel güvenlik şirketimiz yerine bu gence kurdurmaya karar verdim. Bir aşamaya kadar sadece uzaktan çalışarak gerçeken de başarılı oldu ancak bir noktada ofise gelmek zorunda kaldı. Gelen bir çocuktu, en fazla 14-15 yaşında; hepimiz şok olmuştuk. Eminim bir ara telefon ile konuştuğu bizim güvenlik şirketindeki mühendis arkadaşlar da bu çocuktan etkilendiler. Size tavsiyem eğitim sürecinin her aşamasında, kimsenin “erken daha” biçiminde söylemlerine aldırmadan mümkün olduğunca mesleğinize yönelik pratik bilgileri edinmeye çalışın. Bilişim sektörünü ele alırsak yazılım veya donanım alanında bir an önce amatörce de olsun bilgiler kazanmaya, kendinizi yetiştirmeye çalışın. Tüm meslekler için bilişimin, gelişme ve ilerlemede kaldıraç rolünü kavrayarak mesleğinizle ilgili tüm yazılımları, uygulamaları önceden öğrenin.

Eğitim sürecinde staj olsun, gerçek hayatta yapılacak üniversite projeleri olsun hatta basit seminerler..vs hepsinde önde olun. Girişimci olun ve her fırsatı mutlaka değerlendirin. Mesleğinizi oluştururken ne kadar önde olursanız, ne kadar önce yola çıkarsanız alabileceğiniz yol o kadar fazla olur. Bir an önce pratik yapmaya çalışın, özellikle internet üzerinden zaman ve mekândan bağımsız e-öğrenme süreçleri ile verilen sertifika programlarına katılın, gerçek projelerde çalışın, iş hayatında fiilen yöneticilerin yanında olmaya gayret edin, çerçevesi tam belirlenmiş pratik görevleri başarmaya çalışın, part time iş olanaklarını mutlaka değerlendirin. Kendiniz öğrenin; beklemeyin ki öğretim görevlileri size her şeyi bütün olarak hap gibi versinler, böyle bir hayal sizin kaybetmenize neden olur. Mesleği tam olarak önemseyin.

Bazı Vakıf Üniversitelerinin rol modeli oluşturmasıyla bugün artık birçok üniversitede etkin Kariyer Merkezleri bulunmaktadır. İş dünyasıyla eğitim kurumlarını ortak bir paydada birleştirme amacıyla yol alan bu kariyer merkezlerinin çalışmaları giderek daha önemli hale gelmektedir. Üniversite bünyesinde faaliyet gösteren merkezlerin dönemsel olarak organize ettiği kariyer günleri ve fuarlar, seminerler, stak programları, mesleki eğitim projeleri öğrencilere eğitim aldıkları sektörü tanıma fırsatı verdiği gibi işadamlarıyla yüz yüze görüşme imkânı da sağlayarak onların mesleği daha yakından tanımalarını yardımcı olmakta.

Kariyer Merkezleri birer “istihdam bürosu” gibi çalışarak öğrenciler daha mezun olmadan onlara rehberlik hizmetleri vermekte ve öğrencilerinin özgeçmişlerini (CV: Curriculum Vitae) biriktirerek basılı olarak ya da İnternet siteleri üzerinden işadamlarına sunmaktadır.

Genellikle iyi eğitim almış ve tanıdık simalara rağbet gösterilen iş dünyasında oluşturulan CV bankaları öğrencileri bir adım öne geçirmektedir. Zira artık üniversite mezunlarının iş bulabilmeleri için sadece iyi puanla öğrenci alan bir bölümü bitirmek yetmemektedir.  (www.monster.com.tr Kariyer Tavsiyeleri)

Özgeçmiş hazırlamak, mülakat tekniklerini tanıtmak, mezun öğrencilerin deneyimlerini aktarması temeline dayanan mentorluk projeleri ve şirketlere yapılan teknik geziler de kariyer merkezlerinin diğer etkinlikleri arasında yer almaktadır.  Kariyer Merkezlerinin düzenlediği Kariye Günleri kaçırılmayacak fırsatlar doğurabilir. Yine Kariyer Merkezleri veya kendi çabalarınızla sağlayacağınız staj olanakları özel sektör temsilcilerinin öğrencileri kendi işletmelerinde tanımalarına enteraktif etkinliklerde onları değerlendirmelerine yardımcı olmaktadır. Staj süreci çift taraflıdır, şirketler yarın kendi işletmelerinde çalışmasalar bile, bu yetenekli öğrencileri gönüllü itibar elçileri olarak görmekten memnun olurlar. Bu sebeple staj yeri ararken başvurduğunuz şirketler hakkında detaylı araştıra yapmalısınız, yöneticilere işletmelerini tanıdığınızı ve gönüllü elçileri olabileceğinizi fark ettirin.

Özel sektörde farklı alanlarda çeşitli stajyer programlarına katılarak mesleğinize ilişkin farklı kariyer seçeneklerini de değerlendirmiş olursunuz. Mümkün olduğunca sektöründe lider, itibarlı ve iyi organize olmuş ve büyük işletmeler yanında küçük işletmelerde de staj yapmaya çalışın. Böylece kendiniz bir işletme kurmak istediğinizde nelerle karşılaşacaksınız, bunu da değerlendirmiş olursunuz.

Günümüzde öğrenci kulupleri de özel sektör temsilcilerinin artık önemsediği organizasyonlardır. Öğrencilik yıllarında üniversite kulüplerinde etkinlik gösteren, çeşitli projelerde öğretim görevlilerine yardım eden, stajlarını etkin olarak yapan ve seçmek istediği mesleğe göre şirketlerin veya kamu kurumlarının işe başvuru süreçlerini yakından takip eden, daha mezun olmadan bir çevre (network) oluşturabilen öğrenciler daha başarılı kariyere sahip olmaktadır.

Dünya’daki son ekonomik krizden dolayı özel sektör iş dünyasının şu anda içinden geçtiği süreç olumsuz olsa da, iş dünyasına yönelik iyi yetiştirilmiş, kendini ve mesleğini tanıyan, ilgi alanlarını bilen ve kariyer hedefi olan yeni mezun gençlerin istihdam edilebilir olduğuna inancınızı hiç kaybetmeyin. Ülkemizde üniversite mezunlarının bile iş bulamadığı söylemi tamamen uydurmadır. Bu söylem daha çok “O kadar çok üniversite açtık ki, buradan mezun ettiğimiz bazı öğrenciler aslında hiçbir şey bilmiyorlar!” anlamındadır.

Aslında işletmeciler ve profesyonel yöneticiler taze bilgilerle donanmış, öğrencilik hayatı boyunca kendini keşfetmeye ve yetkinliklerini geliştirmeye çalışan, bu anlamda stajlarını yapan ve aktif olarak iş dünyasına ilgi duyan öğrencileri mezun olduklarında işe yerleştirmektedirler. Gazetelere bakın madem üniversite mezunları bile işsiz, nasıl oluyor da bu kadar çok iş ilanı var? Mühim olan öğrencilik sürecindeki donanımınızdır.

Çok yakın bir tarihte katıldığım İTÜ Bilgisayar Bölümü danışma kurulu toplantısında edindiğim temel izlenimlerden biri öğretim görevlilerinin aslında iş piyasası ihtiyaçları ve çalışma koşullarını çok iyi bilmedikleriydi. Evet, gerçekten inanılmaz bir eğitim sürecinden geçiriyorlardı öğrencileri ancak bu öğrenciler mezun olduklarında edindikleri bilgileri ne oranda kullanabiliyorlardı? Basit ama daha geçerli iş piyasası tecrübeleri ve işletme süreçleri bu öğrencileri ne katabilirdi? Bu toplantıda da söyledim gibi “Biz çok iyi mühendisler, son derece donanımlı elemanlar yetiştiriyoruz, ancak bunlar mezun olduklarında belki de sadece ilkokul mezunu işletmeciler yanında çalışmak zorunda kalıyorlar.” Türkiye’de gençlere tanınan istihdam olanakları daha fazladır, gençler deneyimsizdir, sorumlu oldukları çok büyük masarafları yoktur, düşük ücretlere çalışırlar. Ama şöyle düşünün 40 yaşına geldiğinizde de aynı iş yerinde size o günkü ihtiyaçlarınızı giderecek istihdam sağlanabilecek mi? Eğitimli gençlere tavsiyem bu olasılığı da göz önüne alarak girişimci olmaları, kendi işletmelerini kurmaya dönük çalışmalarıdır.

İş Arama Süreci, CV Hazırlama ve İş Görüşmeleri

Tüm bu anlattıklarımıza, eğitim sürecindeki kendinizi ve mesleği tanıma çabalarına, mesleğe ait bir çevre oluşturma, özel sektör projeleri, kariyer etkinlikleri ve staj programlarına rağmen kendiliğinden gelişen bir iş bulma süreci yaşamayabilir veya farklı kariyer seçeneklerini değerlendirmek amacı ile kendinizi bir anda bir iş arama süreci içinde bulabilirsiniz.

Toplumdaki “Önce, o iş erinde arkan olacak!” inancının tamamıyla yanlış olduğu kanısındayım. Evet, bir çevreniz olması iyidir ancak bu bizzat sizin çevreniz olmalıdır. Yukarıda anlattığımız süreç içinde oluşturacağınız size ait bir ağ! Akrabalık, ağabeylik veya herhangi bir şekilde inanca veya fikre dayalı yandaşlık ağırlığı ile girilen bir iş arama sürecinin başlangıçta “kolay yol” gibi göründüğünü ancak aslında bu vasiyet ilişkisinin zamanla yıpratıcı olduğunu, sizi bağımlı kılacağını ve aslında zamanla aleyhinize dönme olasılığını göz ardı etmeyin.

İş arama sürecinde kendinize ait bir Blog olması, videolu CV’ler, çeşitli istihdam amaçlı internet siteleri, kariyer amaçlı LinkedIn ve XING gibi internet sosyal ağları, geleneksel iş arama yöntemleri yanında faydalı mecralardır. Geleneksel iş arama yöntemlerinin tamamlayıcısı olarak kullanacağınız bu sosyal ağlarda şirketlerle ilgili bilgi toplamak, faaliyetleri hakkında detaylı araştırma yapmak ve çeşitli fırsatları kovalamak ve bağlantı kurmak ise iş aramada öne çıkmaktadır. Ancak bunların hiçbiri iş arama sürecinde CV kadar etkin değildir. Bu sebeple bir iş yerinde çalışırken bile düzgün hazırlanmış ve yenilenmiş bir CV’niz hazır olmalıdır.  İlk 3 ile 25 saniye içinde yöneticinin dikkatini çekecek bir CV başarılı bir kariyer için iş arama sürecindeki ilk adımdır.

Bu makalede CV hazırlamanın temel prensiplerini anlatmayacağım, buna ait Türkçe veya İngilizce birçok makaleyi Google’dan bulabilirsiniz. Ben size daha çok “ipuçları” vermeyi planlıyorum. Öncelikle özgeçmişinizi yazarken okunaklı, temiz ve vurgulamak istediklerinizi tam olarak gösteren güzel bir tasarım olması gerektiğini bilmelisiniz. Eğer çalışmak istediğiniz kuruluş uluslar arası bir işletme değilse özgeçmişinizi tamemen Türkçe olarak ve paragraflar yerine madde madde ve “bullet” denilen madde işaretleme tekniği ile hazırlayın. En önemli maddeler, en son çalışılan işletmenin bilgisi ve çalışılan pozisyon, en son bitirilen okul veya madde içindeki bilgilerden en önemlisi en önde olmalıdır. Çalışılan pozisyonun adının önüne yazılmış çalışılan tarih aralığı birçok yönetici için sıkıcıdır. Bunun yerine aşağıdaki gibi özetleyin.

  • Yüksek Müdendis, İTÜ Elektrik Elektronik Fakültesi, 2003
  • Kadıköy Anadolu Lisesi, 1997

Çok daha derli toplu temiz ve vurgulayıcı olacaktır. Eğer mezun değilseniz mutlaka mezun olacağınız tarihi ay/yıl olarak yiene sonda belirtin. Hiçbir şekide sorumluluk bazında bir kariyer açıklaması yapmayın, örneğin “Teknik servisin tüm sorumluluğu,” şeklinde bir söylem yöneticiler tarafında işin tanımı olarak algılanacağından yanlıştır. Bunun yerine “Teknik Servis Müdürü” daha etkin ve başarı odaklıdır. Tanımlamalar yerine doğrudan pozisyonlar yeterldir. CV’nizde cümllerde parantezler yerine okuması daha kolay virgüller ile ayırma daha etkilidir. Birçok CV’de gereksiz kelimeler, tanımlamalar ve maddeleri görüyoruz. Bu yığılmalar yöneticileri boğduğu gibi sizin yeteneklerinizi de küçültebilir. Kendi tecrübelerimde Mühendis iş başvurularında “MS Word, MS Excel” bildiğini belirtenleri bile gördüm. Bazı CV’lerde de öğrencilik sırasında katınılan kursların veya STK projelerinin başlangıç ve bitiş tarihlerine tanık oldum, CV hazırlarken kendinize “Yöneticinin bu tarihleri bilmesi ona ne katar?” sorusunu sorun. Unutmayın belki sadece 3 saniyeniz var ve yöneticinin bu süre içinde dikkatini çekmelisiniz. “Gereğinde referans verilebilir,” gibi gayet subjektif ve gereksiz cümleler kullanmayın, yöneticiler gereğinde kimden referans alabileceklerini zaten bilirler. Üstelik eski işletelerinizden vereceğiniz yönetici referanslarında belki de işten çıkma/çıkarılmanın verdiği vicdani sorumluluk sonucu taraflı yargı içereceği de aşikârdır.

Tek bir sayfa CV her zaman daha etkindir ancak iş tecrübeniz veya eğitimlerinizin zenginliği özgeçmişinizin bir sayfaya sığmamasına neden olabilir, hiçbir şekilde kullandığınız fontu daraltarak bir sayfaya sığdırmaya çalışmayın. 11 punto idealdir, belki madde işaretleme yaparken kullandığınız marjinleri küçültebilirsiniz. Bu amaçla bazı bölümleri de birden fazla sütun ile tasarlayabilirsiniz. Farklı şehirlerde iş deneyimlerinizi ayrıca belirtmek iş başvurularında değer katabilir.

Format dışında da içerik olarak CV’nizin neye talip olduğunuzu ve bilgi ve becerilerinizi, geçmiş başarılarınızı bildirmesi gerektiğini unutmayın ancak hiçbir şekilde bunları abartmayın. Yönetciler işe başladığınızda “biliyorum” dediğiniz bir şeyi aslında bilmediğinizi fark ettiklerinde baştan bu bilgiyi öğrendiklerinde takınacakları tutumdan daha sert davranırlar. Ayrıca günümüz şartlarında yöneticilerin sizi çok deneyimli ama pahalı bir eleman olarak görmelerini de istemezsiniz. Öte yandan iş hayatınızın başında belki de daha tecrübsiz iken yapmak zorunda kaldığınız ancak bugün yapmayı tercih etmeyeceğiniz pozisyonlarda elde ettiğiniz yetenekleri de açıklamaya kalkmayın. Yöneticiler için önemli olan ellerinde açık bulunan kadro için ne gibi yetenekleriniz olduğu ve geçmişteki bu yönde elde ettiniz başarılardır. Benzer şekilde “Balık tutmayı seviyorum,” şeklindeki bir hobi maddesi belki de işkolik o yönetici için sizi gereğinden fazla rahat biri olarak tanımlayabilir.

Özgeçmişinizde kullandığınız kısaltmalara dikkat edin. Birçok mühendis iş başvurusunda MCSE, MCP+I, TCP/IP, CCA, CCNA, token ring, NT Service Packs, Ethernet cards, Server 4.0, SQL 6.5, 7.0, Red Hat Linux 6.1, Turbo Linux 4.0, Caldera 2.3 .. vs benzeri kısaltmalar kullanılmakta olduğunu görüyoruz. Aklınıza şunu getirmelisiniz, “Acaba başvuruyu inceleyen yönetici bu terimleri biliyor mu?” Bildiğinden emin değilseniz daha basit terimler ve daha açıklayıcı cümleler kullanmalısınız. Hazırladığınız özgeçmişi gönüllü rehberlerinize okutun ve dışarıdan farklı bir göz ile bakmalarını sağlayın.

İşe girmek için mesleğe ait gerekli bilgi ve deneyim yanında adaylarda vizyon, işe uyum ve farklılıklara adaptasyon, öğrenme hevesi ve geniş iş dünyası bilgisine de bakılmaktadır. İşe girmek için yapılan mülakatlarda yöneticiler adayların kendi firmlarındaki büyüme ve değişikliklere ayak uydurup ayduramayacakları için sorular soracaklardır.

Bütün işverenler, kendi firmalarını başarıya ulaştıracak yeni mezun iş gücünü çekmek için stratejiler oluşturmaktadır.  Firmaların çoğu, iş yerine yeni bir kan ve yaratıcılık getirecek insan patlamasından faydalanacaktır. Yeni mezunlar dünyayı başka gözlerle görürler. Bilgiyle dolu olduklarından, bu bilginin kendini uzun ve harika bir kariyere götüreceğini düşünürler. Yeni mezunlar hırslıdırlar, hareket kabiliyetleri daha yüksektir ve aldıkları ilk görevle iyi bir etki yaratmaya çok heveslidirler. (www.monster.com.tr Kariyer Tavsiyeleri)

İş görüşmelerinde sağduyulu olun, yöneticilerde her şeyin paradan ve büyük/itibarlı şirket kartvizitinden ibaret olduğunu düşündüğünüz kanısını yaratmayın. Öncelikle size soru sorulmasını bekleyin mümkün olduğunca siz soru sormayın; internet üzerinden elde edilebilecek hiçbir bilgiyi iş görüşmesinde sormayın. Böyle bir soru ilgisizlik sebebi ile doğrudan sizi eleyecektir. Çalışma şartları, süresi ve o kadro için düşünülen maaş gibi bazı basit, kişisel ve doğru soruları sorun.  Yöneticiler aradıkları kadroya maaş belirlerler, özellikle şahsınıza değil!  Bu sebeple hiçbir argumanı içselleştirmeyin. Size sunulan ve gerçekçi bulmadığınız teklifleri kabul etmeyin ve uğraşmayın.

İş görüşmelerinde yöneticiler size soracakları sorular ile öncelikle sizin uyumlu bir karaktere sahip olup olmadığınızı sorgulayacaklardır. Uyumluluk, yeni roller üstlenebilme yeteneği ve yeni durumlar karşısında yeni çözümler üretebilme özelliği ekonomi rüzgârları bir fırtına gibi esmeye başladığında firmalar için hayat kurtarıcı nitelikler taşır. Analitik düşünme yeteneği, organisazyonda toplanan verilerden örnek olabilecekerin seçilerek düzgün bir ölçme ve değerlendirme ile doğru karar verebilme, takım oyununa uygunluk ve liderlik yeteneği ve sosyal yeteneklerinizi analiz etmek için size sorular sorulacaktır. Bu sorulara verilecek alçak gönüllü, meraklı ve öğrenebileceğinizi vurgulayan cevapların ciddi etki yaratacağını bilmelisiniz.

Bir iş görüşmesinde sadece basit bir telefon bilgisini yazmak için adayın yepyeni bir sayfa kâğıdı harcadığına şahit olmuştum. Hâlbuki yöneticiler az kaynakla çok iş yapmak yetisine sahip adaylar ararlar. Mülakat sırasında yöneticinin masasına çay bardağını koyanlar, ikinci cümlesinde “siz” yerine “sen” diye hitab edenler, eski çalıştığı işletme için son derece kötü konuşanlar..vs bunları örnek olarak dahi vermiyorum. Eğer size sorulan soruya cevap verirken geçmiş bir hatanızdan bahsetmk istiyorsanız dürüst olun ve doğrudan açıklayın; açıklama sırasında hatalarınızdan ders çıkarabileceğinizi gören yönetici bunlardan menun bile olabilir, ancak hiçbir şekilde eski çalıştığınız kuruluşu kötülemeyin. Eski çalışma arkadaşlarınız ile yaşadığınız ilişkileri %100 haklı bile olsanız anlatmayın. Yeni bir iş başvurusundaki amacın size daha ugun, mesleğinizde ilerlemenize imkân tanıyan daha iyi bir posizyon olduğunu söyleyebilirsiniz.

Yöneticiler iş görüşmelerinde mutlak bilginizden çok öğrenme isteğinizi, mesleğe duyduğunuz hevesi, beceri kazanma yetinisi sorgulayacaklardır; iyimser olun, kaçak cevaplar vermeyin, doğru olmayan bilgiler sunmayın,  dürüst ve itaatkâr olabileceğinizi hissettirin.  Dinleyin ve anlamaya çalışın, önemli olan yeteneklerinizden çok temel eğitim ve deneyiminiz ile bu pozisyonda kazanabileceğiniz yetenekler ve bunun için gerekli alt yapınızdır; kültürünüz, değerleriniz ve karakteriniz.

Meslekte İlerleme ve Sürekli Eğitim

Günümüzde insanların değeri kariyerlerindeki başarı veya başarısızlıkları ile ölçülmektedir, bu sebeple kariyerinizde diğer çalışanlar ve yöneticiler üzerinde iyi bir izlenim bırakmak, sürekli ilerlemek ve doğru alışkanlıklar göstermek mesleki başarınız için önemlidir. Mesleki yetenekler başarılı olmanızı ve daha üst posizyonalara tırmanmanızı sağladığı gibi bazen de sizi farklı iş yerlerinde daha iyi kariyerlere yönlendirebilir.

İyi düşünerek meslek seçimi yapmak, mesleğinizde başarılı bir yaşama kavuşmayı garantileyen en önemli ve temel etken olduğunu söylemiştik. İş hayatınızda ilerlemek, daha iyi pozisyonalara yükselmek de aynı derecede başarı için önemlidir. Mesleğinizi seçerken yararlanabileceğinizi öğütlediğimiz doğal rehberler sizin seçtiğiniz meslekte başarılı olmanız için de referans olabilirler. Onlara danışın, özellikle daha iyi pozisyonlar için rehberlik hizmetleri çok önem kazanır. Çok sık iş değiştirmeyin. Sık değişiklik sizi uyumsuz ve başarısız gösterecektir. Bir iş yerinde 3-4 sene çalışmış bazı gençlerin, birçok insan için önemsiz olabilecek nedenleri öne sürerek, sadece 3-4 maaş tutarındaki tazminatları alabilmek için işten çıkarılmayı beklediklerine, hatta bunu istediklerine şahit oluyorum. Hâlbuki sebebi ne olusa olsun “işten çıkarılma” iş hayatında üstünüze yapışacak en kötü lekelerden biridir. Siz mümkün olduğunca hiçbir nedenden dolayı işten çıkarılmamaya gayret edin. Kaçınılmaz ise mutlaka istifa edin.

Başarı için en temel etkenlerden biri de zaman yönetimidir. Yapmanız gereken işleri farkında bile olmadan nasıl ertelediğinizi tespit etmeye çalışın. Birçok gencin televizyon başında veya paylaşım sitelerinden yükledikleri filmleri seyrederken veya sosyal ağlarda gereksiz paylaşımlar ve geyik muhabbetleri ile nasıl zaman kaybettikleri gördükçe gerçekten üzülüyorum. Mesleğinizi geliştirmek için harcamaları gereken bu zamanları boşuna kaybediyorlar.

İş dünyası hakkındaki mitlerden biri de en çok çalışanların daha başarılı olduklerı ve en öne geçtikleridir. Gerçekten de çok çalışmak iş hayatında önemlidir ancak aynı zamanda akıllı çalışmak da başarı için gereklidir.  İş hayatında akıllı çalışma, işinize odaklanmak, mesleğinizde ilerleyerek çalıştığınız takım veya şirket için daha etkin olabilmek, daha az kaynakla daha verimli çalışma metodları geliştirmek ve bireysel katma değerinizi arttırmaya çalışmaktır. Yaptığınız işte en önemli hususlar nelerdir? Bunun tespiti size başarıyı getirecektir.

Not tutmak, verilen görevleri listelemek ve planlamak iş hayatında başarının sırlarından biridir. Günlük ve daha uzun süreli zaman dilimleri için farklı listeler oluşturun. Bunları zaman içinde yenileyin. Liste yapma alışkanlığınız iş hayatında yükseldikçe astlarınızı görevlendirmenizde de yardımcı olacaktır. Eğer bu listeleri dosyalarsanız gereğinde başardığınız işleri özetlemek için de kullanabilirsiniz.

Mesleğinizde ilerlemek için İngilizce bilmeniz veya bilmiyorsanız da öğrenmeniz çok önemlidir. Bahsettiğim “İngilizce” kavramı örneğin İngilizce bir semineri dinleyebilmek ve soru sorabilecek kadar bu dile hâkim olmak şeklindedir. Eğer öğrenim sürecinde İngilizce öğrenmedinizse de üzülmeyin; her yaşta İngilizce öğrenilebilir. Yeter ki siz isteyin. Eğitim süreçlerinin tümünün alt yapısının internete taşındığı günümüzde online eğitiminiz için İngilizce şarttır. Mesleğinizde zaman içinde güncelliğinizi yitirmemek için mutlaka sürekli eğitim seçeneklerini değerlendirmelisiniz. Sınıf içinde alınabilecek kişisel gelişim ve mesleki eğitimler yanında internet kaynakları ve e-öğrenme süreçleri de sürekli eğitiminiz için paha biçilmez kaynaklar olabilir. Yeter ki siz öğrenmeyi amaçlayın, meraklı olun, araştırın ve kendinizi geliştirmeye çalışın.

İş hayatında belirgin formel e-posta formatları ile yazışmak, gereğinde aynı iş kolunda dost veya rakip firmalarda çalışan arkadaşlar veya tanıdıklarınız ile telefonda konuşmak, belki onlar ile öğlen yemeklerine çıkmak sizin için bir çevre oluşturacak ve mesleğinizde ilerlemenizde yardımcı olacaktır. Sosyal hayatta sağlıklı ve etkili iletişim kurmak ve sürdürmek iş hayatında başarı için gereklidir. Mesleğiniz ile ilgili gelişmeleri izler ve kendini kişisel olarak sürekli geliştirirken bir yandan da iletişim kurarken doğru bir Türkçe, doğru düzgün ve formel yazım teknikleri size saygınlık kazandırır.

Son olarak gençlere mesleklerinde başarılı olmaları için günümüzde çevreye duyarlı olmayı, meslek etiğini bilmek ve uygulamayı, iş sağlığı mevzuatınına uymayı ve iş güvenliği önlemlerini almalarını, iş hukukunu öğrenmenlerini salık veririm.

46 comments to Mezun Olunca Ne İş Yapacağım?

  • can

    Düşünceleriniz ve tavsiyeleriniz için teşekkür ederim. Harika bir yazı olmuş.

  • Engin BİÇEN

    Gerçekten düşünceleriniz etkileyici fakat askere gitmeden önce yıllarımı verdiğim şirket askerlik sonrası beni ortada yüz üstü bıraktı sektörde 12. yılın içerisindeyim. Mesleğimi icra edermiyorum. yardımlarınızı bekliyorum.

  • Niyazi SARAL

    Boşuna panikliyorsunuz, herşeyinizi alabilirler. Paranızı, mevkinizi..vs ama öğrendiklerinizi kimse sizden alamaz.

  • Muharrem Kapkan

    makeleyi sonuna kadr zevkle okudum, tavsiyeleriniz gerçekten mukemmel, işime yarıyacagını ümit ediorum.

  • Gökçe Mülazımoğlu

    Gerçekten yardımcı olmak amacıyla yazılmış verdiğiniz emek için teşekkür ederim geleceğin Biyomühendisi olarak iş telaşına düştüm. Benim içim doğru mesleği seçtiğimden eminim ancak iş veren açısından ne kadar doğru hiç bilmiyorum.Biyomühendislik hakkında bilginiz varsa paylaşırsanız çok sevinirim.

  • Mustafa Caner MİHRAP

    Teşekkür ederim hocam çok yararlı bir bilgi paylaştınız.

  • Tavsiyeleriniz çok güzel,bende uzun zamandır iş arıyorum, genç arkadaşlara tavsiyem elektronik öğrenecem diye zaman harcamayın,bir yerlerde çalışıp tecrübe edinmeye bakın,herkese kolay gelsin…

  • Aykut KARAYEL

    Üniversite bitirme tezi için sizinde dahil olduğunuz Çizgi-Tagem firmasından sipariş ettiğim FPGA ile gömülü sistemler konusunda başarılı bir tez çalışması gerçekleştirdim ve bu alanın benim hayatıma yön vermesinden mutluluk duyacağıma karar verdim. Bu alanda çalışmak için öncelikle eksiklerimin ne olduğunu dürüstçe gözden geçirmeli, en hızlı şekilde bunları kapatmalıydım. Buna yönelik olarak Yazılım ve Veritabanı Uzmanlığı eğitimini tamamladım. Arkasından özgeçmişimi hiçbir yardım almadan, yalnızca işverenler ne bilmek ister diye düşünerek hazırladığımda, incelemesini istediğim İK uzmanının tebriklerine layık görülmüş, 65 iş başvurusu sayısına ulaşmış, yavaşça özgüveni zedelenen, Elektrik-Elektronik Mühendisliği mezunu bir işsizdim. Daha sonra baba musluklarımın son damlalarıyla katıldığım ve gömülü sistemler ile BT konularında önemli olduğu aşikar Linux-Ubuntu ve Server Uzmanlığı eğitimimin tamamlanmasına 2 hafta varken, 100 adet başvuruya ulaşmış bulunmaktayım ve hala tek mülakata çağrılmadım. Ben yazınızda bahsettiğiniz yeni mezun, gelişime açık, öğrenmeye ve çalışmaya yönelik azmi törpülenmemiş vaziyette iş bulmak istiyorum. Sizce problem yanlış hedef seçmek, yanlış eğitimler almak, yanlış CV hazırlamak vs. mi? Yoksa sanki kız istemeye gitmiş delikanlı muamelesi yapılarak, iş başvurularında akla gelen ilk durumun askerlik olması mı? Yani bir özgeçmiş ilk incelenirken ayrıldığı söylenen o 3 saniyelik zaman askerlik kelimesini aramak için mi kullanılıyor acaba? Tamam bunuda halledeceğim başka çare yok galiba ama neden? Ben ve diğerleri; çalışmak istiyoruz..!

  • Semra Günger

    Öncelikle Merhaba,

    Uzunca yazmalıyım…

    İşsizlik üzerine yazdıklarınıza katılmak olanaksız! Resmi verilere bakmak bile yeterli:(
    http://www.tuik.gov.tr/Gosterge.do;jsessionid=s868MbyYy2hTL6VgLZvxWQHNcPsrRLqSPHbgWVLbJkwXDHW4KWm8!-1530583490?id=3536&metod=IlgiliGosterge

    Ayrıca son yıl ümidini kesip kabuğuna çekilmek zorunda kalanların istatistiklere olumlu yansımaları da ayrıca değerlendirilmeli.

    http://www.gso.org.tr/?gsoHaberID=1767 Burasına da bakmakta fayda var; ne de olsa işveren pozisyonundakilerin sitesi…

    2002 yılında 2 üniversite mezunu (sağlık ve eğitim alanlarından) olarak ve çalışarak okumam nedeniyle de deneyimli olmam göz önüne alınırsa belirttiğiniz şartları da fazlasıyla taşıyordum. Başvurularımda istihdam edilmem düşünülüyor ama asgari ücretin bile altında ücret önerilerini kabul edersem! 3 ay da deneyecekler! O zaman yaklaşık 190TL kadardı asgari ücret. Kadrolu öğretmen ya da hemşire maaşı da 550TL civarındaydı. Sağlık sektöründe 24 saat çalışmanın karşılığı 3 ay da denenmenizi önererek (yasaları hiçe sayıp, zaten denetleme yok ki, üstelik işe alımda bizzat görevi bulunan belediyelerin bile anlaştıkları şirketlerin çalıştırdıkları elemanlara bile sigortasız çalışma dayatılıp, sigortaları eksik ödenmesine rağmen hesap soran olmazken!, asgari ücretin biraz üstünde çalışma olanağı bulan kişi de haliyle çıkaracak sesi kalmaz hale getirilmişken!) utanmadan 150TL’ye çalışı önerebiliyorlar. Kiranızın bile ödenmediği bu sefalet koşulunu kabul ederseniz elbette ki iş çok! Tuzu kuru olmak başka bir şeydir Türkiye koşullarını anlayabilmek için:( Bu örnek sadece 8 yıl öncesi için, günümüzde bu gerçeklik daha acı bir şekilde kendini hissettirmekte ve insanlar hayatlarına son verme boyutuna gelmiş durumdadırlar, haberlerde de okumaktayız.

    Sağlıktan giriş yapmışken devam edecek olursam; sağlık sigortasıyla ilgili bir işyerinde istihdam edilmek istiyorsunuz, fakat sigorta yaparken gelebilecek soruları siz sorduğunuzda tatminkâr cevap alamıyorsunuz; yani üçkağıt döndürerek müşteri toplamasına yardım ederseniz firmanın sorun yok, olmasını istediğiniz açıklığı göremeyince de sonucu tahmin etmek zor değil!:(
    Yani dürüst olmamanız aranabilmektedir, belirttiğinizin aksine (tabi ki işyeri lehine olan!)
    Bu sadece sigorta şirketleri için böyle değildir; örnekleri çoğaltmak mümkündür. Zannediyorum ki akıllı çalışmak tam itaatkârlığı kapsamamalı.

    Ve hemşirelik mesleği hiç de belirtildiği gibi mezuniyet sonrası hemen iş bulunabilecek bir meslek değildir artık. Çok fazla mezun vardır ve kendini ucuza satarsan ancak iş bulabilirsin. 3-5 adı duyulmuş limit üstü ödeme yapan hastane dışında da maalesef koşullar çok farklı değildir; onların da istihdam koşulları sınırlıdır! Gerçi oralarda da hemşireye fazla bir ücret ödenmez, özel hemşirelik hizmetlerinde de ekstra istihdam edilmesinin sonucunda olanaklarını düzeltici kazanca sahip olabilir ancak.

    http://www.turkhemsirelerdernegi.org.tr/anasayfa-icerik/saglik-sen-genel-merkezi.aspx Burası da hemşirelik, ebelik meslekleriyle ilgilenmek isteyenlere bir fikir verebilir diye ekliyorum.

    Hemşirelik Kanunu:
    http://www.mevzuat.gov.tr/Metin.Aspx?MevzuatKod=1.3.6283&MevzuatIliski=0&sourceXmlSearch=

    Hemşirelik Yönetmeliği:
    http://www.mevzuat.gov.tr/Metin.Aspx?MevzuatKod=7.5.13830&MevzuatIliski=0&sourceXmlSearch=hemşirelik

    Bazı mesleklere yönelik kanun düzenlenmemişken ancak yönetmeliklerle yetinilmiştir (Ebelik gibi):
    http://www.mevzuat.gov.tr/Metin.Aspx?MevzuatKod=7.5.11949&MevzuatIliski=0&sourceXmlSearch=ebelik

    Steve Jobs olabilmek güzel bir şey olurdu belki ama herkesin Steve Jobs olabilmesi de olanaksız!

    http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/15460523.asp Burada yazanlar da öğretmenlik mesleğinin getirildiği durumu ve devlet politikasını gözler önüne sermektedir.

    Artık 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nda yapılması düşünülen düzenlemelerle bir miktar var olan iş güvencesi de ortadan kaldırılmak için TBMM’de eller çalışacaktır, kendileri kıyak emekli olurken!

    Son olarak son paragrafınızdaki bilgileri öğrenmek güzel ama işverenlerin hiç de işine gelen bir durum değil demek durumundayım.

    Belki yazım biraz formellikten uzak, çokça pesimist oldu ama gerçekler de maalesef acı.

    Yazdıklarım elbette ki yazınızı bütün reddettiğim anlamına gelmiyor demem bile gereksiz:)

    Hoşça kalın.

  • Eline sağlık Niyazi Bey güzel olmuş …. Ama kendi işini kurmalarını ve işletme sahibi olmalarını daha çok tavsiye etmemiz gerekir diye düşünüyorum. Herkes çalışan değil çalıştıran olmaya kendisini odaklar ise ve işletmeler artar ise o zaman işsizler daha da azalacaktır. Üniversitelerde bu konuda maalesef merkezler kurulmuyor ve buna önem verilmiyor. Bizim mezun olduğumuz dönemlerde daha mezun olmadan % 80 ne iş kuracağım sorusunu kendimize sorardık. Fakat şimdi bu oran onbinde bir bile belki değil. Yanlış aklımda kalmadı ise İngiltere de bu konu üzerinde kurulu merkezler var ve her sene KOBİ lerin sayısını artırmak için destekler verilmektedir. Kurulacak bir iş en az 2-3 kişiye iş sağlar ama herkes çalışacak iş ararsa daha çooook işsiz olur. Hayırlı işler temennisi ile.

  • Abdullah CAN

    Güzel bir konuya deyinmişsiniz Teşekkür Ederim.

  • Ahmet Özmen

    Çok güzel bir yazı olmuş, elinize sağlık. Öğrencilerimize okumalarını tavsiye edeceğim.

  • Güzel bir yazı olmuş.Tebrik ederim.Bir hususa vurgu yapmak istiyorum.Seçilecek mesleğin mesleği seçen kişinin kişilik yapısına,çalışacağı veya iş kuracağı çevrenin ekonomik ve sosyal yapısına,gelecekteki iş hayatı düzenine uygun olması da gerekir.Belki bu ayrı bir yazı konusu,bu yüzden mümkünse bu konuya da bir açıklık getirilmesi gerekir.

  • Cengiz Pak

    Niyazi Bey,
    Yoruldum valla okumaktan , ben meslek sahibi olmasam, mezun olunca çalışmasam, mümkün ise bir iş yapmasam ama yapar gibigörünsem olur mu ? Bunun için okuyabileceğim bir kaynak var mı ?

  • Niyazi SARAL

    Sevgili dostum Cengiz Pak (Eğer isim benzerliği değilse!) Bunun kitabını yazacak insan sensin.

    Selamlar.

  • Merhaba, isim benzerliği yok, bildiğin Cengiz. Baktım sen de benim gibi yazıyorsun bende katılayım dedim. Bu gençlerin işi zor, düşünsene adam daha iş bulacak, olmayacak bir daha bulacak falan filan … Tıpkı bir tünel de gider gibi, senden ricam tünelim sonunda ne olduğunu açıklaman.

    Aslında kendilerine bir strateji belirleseler iyi olur, sonuçta bir kişi ve diğerlerine karşı durumu var. Önce 5-10-30 yıl sonra (hangisini isterler ise) nerede olmak istedikleri hayal etmeliler ve hayal ettiklerini gerçekten istemeliler, sonra bu hedef için gereken özellikleri listelesinler, sonra kendilerine bu özellikler için puan versinler (rakiplerine de), sonra neyi farklı yapacaklarına bakabilirler.

    Bu yazdıklarım şu anda iş arayan bir gence “hikaye” gibi gelecektir muhtemelen, ama gerçek. Birinin gerçeği algılamaması onun gerçek olduğunu değiştirmediği için benim önerim herkesin kendisini pozisyonlamasıdır.

    Herkese kolay gelsin,

    Niyazi gel beraber yenilere öğüt günleri yapalım, belki biz de nerede hata yaptık anlarız, biliyorsun en çok anlatan öğrenir …

    Görüşelim

  • Niyazi SARAL

    Gençlere öğüt vermek ve yol göstermek gerçekten benim artık yaşamımın kalanındaki misyonum. Artık ne kadar verebilirsem.

    Öncelikle gençleri hayallerinin peşinde koşmaları hakkında söylediklerin çok önemli. Belki bu konuda makale yazamak istersin. Seni “kullanıcı” yaparız ve sen de yazabilirsin dostum.

    Belki birgün geç olur; söyleyememiş olurum. Çok az beraber çalıştık ama gençliğimde senden öğrendiklerim için sana teşekkür ederim. Benden tecrübelisin, üstelik aldığın eğitim de bu anlamda benimkinden iyi. Sağ ol.

  • Asıl ben seninle gurur duyuyorum. Sen sağol.

  • Oray Aydın

    Niyazi Ağabey

    Ellerine, fikrine sağlık, bu biçimselliğin içine kendini hapsetmek isteyen ya da zorunda olanlar için son derece yol gösterici bir yazı olmuş. Ancak, ben insanların hayatta sadece bir amaç uğruna yaşamak için yaratılmadığına inananlardanım. Yüzlerce özelliği olan insanoğlu kendine uzmanlaşabileceği ve yaparken zevk alabileceği onlarca meslek dalı bulabilir. Bu nedenle gençlerin içlerindeki enerjiyi ve başarıya olan açlığını, karşılarındaki kendilerinden çok daha tecrübeli profesyonelleri mevzu bahis işe en ideal kişinin kendisi olduğuna inandırmaya harcamak yerine, ileride kendilerine ait olacak bir iş uğruna çabalamak için harcamaları BENCE daha doğru olacaktır. Ben henüz bu sene mezun oldum. Okul hayatım boyunca birçok yerde staj ve part-time iş fırsatı buldum. Çalışanlar eninde sonunda, işveren firmanın karlılığını ne kadar arttırdığına göre değerlendiriliyorlar. Bu nedenle boşverin birileri hesabına çalışmayı, kendi hesabınıza çalışın. Belki daha çok emek vermeniz gerekir, belki zaman zaman daha az paralar kazanırsınız, ama başardığınızda bilirsiniz ki siz başardınız. Başarmak da zaten ne kadar istediğin ve isteğini ne kadar eyleme dökebildiğinle alakalı değil midir?

    Sevgiler

  • Semra Hanım,

    Gerçekler her zaman acı değildir, acı olduğunu söyleyerek daha acı hale getirmemenizi öneririm. Sanırım yaşım sizden oldukça büyük, iş hayatında 30 yıl geçirmiş birisiyim. Mesele patronlar ve çalışanlar meselesi değil bence, herkes bazı problemleri göğüslemek ama en önemlisi aşmak durumundadır. Pozitif duruş diğer pozitifleri, negatif duruş ise diğer negatifleri etrafınızda toplayacaktır. Siz hiç bir grup insanın yemek yerken bazılarının ağladığını bazılarının güldüğünü gördünüz mü, ya ağlıyorlardır yada gülüyorlar, tıpkı su ve yağ gibi… nerede bulunmak istediğinizi seçmekte tamamen özgürsünüz elbette ama size önerim “nasıl yaparım” diye düşünmeye başlamanız, inanın far edecektir.

    Başarılar dilerim,

  • Nejat Karaca

    Bu yazıdan dolayı sizi tebrik ediyorum. Bende gençliğimde aynı problemleri yaşamış biri olarak gençlerimizin ne kadar zor durumlara düştüklerini çok iyi biliyorum. Problemin bir kısmı gençlerden kaynaklansada onların suçu kesinlikle yok. Asıl bu problemi oluşturan eğitim sistemi ve bu sistemdeki insanlardan kaynaklanıyor. Benim eğitim aldığım dönemde önce yokluklarla savaştık. Daha sonra lise yıllarında başımıza sarılan terrör belası ile boğuştuk. Ama herşeyden önemlisi bir model ve ufkumuzu açacak insanlarımız, öğretmenlerimiz yoktu. Üniversitede ise yine aynı sorunlarla boğuştuk. Bizleri koca koca sınıflara tıktılar. Ne laboratuar imkanı vardı. Ne kütüphane. Nede bizi yeterli bilgi ile donatacak öğretim görevlileri. 12 eylül değerli hocalarımızın hepsinin üstünden silindirle geçmişti. Artık üniversite dediğimiz şey liseden farksız bir yerdi. Ve bilim üretilemiyordu. Bu şartlar altında binbir güçlükle üniversiteden mezun oldum. Üniversiteye girme amacım bilim adamı olmaktı. Ama imkansızlıklar insanı çok çabuk terbiye ediyor. Tekstil üzerine eğitim almama ve bu konuda tecrübeli olmama rağmen iş bulamayınca ve asıl sevidğim işin amatörce uğraştığım bilgisayar, elektronik olması nedeni ile bu konuda iş aramaya karar verdim. İyi bir bilgi birikimim olmasına rağmen beni bilgisayar firmalarıda kabul etmedi. Sonra şans eseri bir firmadaki bilgisayarlı renk analizi sisteminin pazarlaması konusunda beni işe aldılar. 2 ay hiçbir şey yapamadım. Ama muhasebe sistemlerindeki bir problemi teknisyenleri çözemeyip de dayanamayıp müdahele etmem ve problemi halletmemden sonra aşırı israrla beni teknik servise aldılar. Bu macera hala devam ediyor. Ve hayatın mücadeleden oluştuğunu düşünüyorum. Eğitim sistemimize tekrar gelirsek. Öyle bir ülkede yaşıyoruzki çocuklarının okumaları için yemeyen içmeyen bir ailelerin olduğu bir toplum var burada. Bunlar evlatları “okumuş adam” olsunlar diye ölümü bile göze alıyorlar. Bunların karşılığında eğitime devletimizin ve hükümetlerin verdiği öneme baktığınızda bir hiç olduğunu görebiliyorsunuz. çocuk daha okul öncesinden aileleri tarafından yönlendirilmeye çalışılıyor. Ve hedef birer mühendis, doktor avukat vb. Olmalarını sağlamak. Ama yetiştirilmek üzere yollandıkları okullarda ne öğretmen ne laboratuar nede kütüphane bulmak mümkün. Özellikle son yıllarda teknoljik ve bilim açısından dünyadaki ilerlemeler insanların yaşamlarının her alanında kolaylıklar getirmesine rağmen bu imkanların hala gençlerimize sunulmamasının altında bir cehalet değil bilnçli bir uygulama yattığını düşünüyorum. Bizleri yönetenler aydın eğitimli fertler istemiyorlar. Ülkenin problemlerinin parayla istikrarla çözüleceğini düşünüyorlar. Ama tek çözümün eğitimli insandan, üreten insandan, aydın insandan geçtiğinin ya farkında değiller yada bilerek bu işi yönlendiriyorlar. Gençlerimiz ise boş bir kafaya sahip olarak sorun çözme konusunda bilgi sahibi olmadıklarından teşhisde koyamıyorlar. Çözümde üretemiyorlar. Sonuç öğretmen olacak insanı okulda sözleşmeli hademe yapıyoruz. Dünyada saygınlığı olan bilim adamlarımızı küstürüp ülkemizden kaçırıyoruz. Şans ve imkanları ile iyi eğitim almış insanlarımızı başka devletlerin üretim sistemlerine kaptırıyoruz. Gençlerimizin durumuna baktığımızda bizlerin daha lisede iken bildiklerimizin onda birini dahi üniversite bitirmiş oldukları halde olmadığını görüyoruz. Aynı zamanda genel kültür, siyasi ve sosyal olarakta çok çok gerideler. Dünyadan kopuk sanal olarak oluşturulmuş bir ortamda eğitimlerini bitirip iş hayatına atılıyorlar. Sonuç hayal kırıklığı ve umutsuz bir gençlik mutsuz bir toplum.

  • Merhaba Niyazi Bey,sizi, genclige verdiginiz destek ve cabalardan oturu saygi ile selamliyor ve tebrik
    Ediyorum.bu memleketi cok seven biri olarak gelecegin temeli olan
    Genc neslin,onlar icin cok gec olmadan yonlendirilmesi gercekten cok onem
    Arz ediyor.Umarim gelecek konusunda henuz bir plani olmayan ve sadece zamanin onlara
    Sunacaklarini kabullenmeyi bekleyen kisilerde bu yazilarinizdan gereken
    Mesajlari alir ve harekete gecerler.
    Cengiz beyin belirttigi analiz yontemlerine icten katildigimi belirtmek isterim.
    Keske bize de, bizi yolun basindayken gereken uyarilari bu sekilde yapsalardi
    Biz de -bu topluma bulundugumuz konumdan daha faydali olabilseydik.
    Benim de yaziniza destek olarak tekrar onemini
    Vurgulamak istedigim bir nokta var genc arkadaslarimiza, ne meslek secerlerse secsinler mutlaka
    ingilizce ve en az bir ek dil Daha ogrenmelerini oneririm.
    Saygilarimla Ugur Gedik

  • YAHYA YALÇIN

    BEN YENİ MEZUN OLMUŞ İŞLETMECİ ADAYIYIM.YAZIYI BAŞINDAN SONUNA KADAR OKUDUM HATTA YORUMLARI BİLE TEK TEK İNCELEDİM.OKULDA ALDIĞIMIZ ÖĞRETİMİN KESİNLİKLE YETERSİZ OLDUĞU KANAATİNDEYİM.HERŞEY TIPKI MAKİNEYE VERİLİYOMUŞCASINA CANSIZ SIKICI VE BASİT SIRF TEORİ ÜZERİNE EZBER.EKONOMİNİN DAR BOĞAZDANN GEÇTİĞİ,İŞSİZLİĞİN TAVAN YAPTIĞI BİR MODELDE KENDİMİZE GÖRE İŞ BULMA İMKANI SİZCE NEDİR? BİR ARKADAŞ YORUMLAMIŞ ASKERLİK DİYE EVET BENCE DE KOCAMAN BİR ENGEL İŞE BAŞLAMAK İÇİN.BEN ŞUANDA 25 YAŞIMDAYIM,ASKERLİK 1 SENE DİYELİM 26 KENDİMİ TEKRARDAN HAZIRLAYIP BELİRLİ BİR SEVİYEYE ÇIKARMAK EN AZ İKİ YILIMI ALIR ASKERLİKTEN SONRA EE ETTİ Mİ 28, EVDEN BASKI EVLEN YUVA KUR EVLENDİK ETTİ Mİ 30.BEN ZATEN HAYATIMIN EN VERİMLİ ÇAĞLARINI İŞ ARAMAK BULMAK HAYATIMI DÜZENE KOYMAKLA HARCADIM.CEBİME PARA KONULMASINDAN BIKTIM OKULU BIRAKIP FABRİKAYA ÇALIŞMAYA GİRSEMİYDİM DİYE DÜŞÜNMEDİM DESEM YALAN OLUR.BU YÜZDEN BİR AN ÖNCE İSTİHDAM EDİLMEK İÇİN BULDUĞUMUZ İŞ ÜZERİNDE ÇAKILI KALIYORUZ EVET BELKİ MUTSUZUZ AMA ÇALIŞMAK ZORUNDAYIZ ÇÜNKÜ YAŞ 30 LARI GEÇMİŞ DÜZENLİ BİR YAŞAMA GİRMİŞ BULUNMAKTAYIZ,NERDEE ÜNİVERSİTEDE YÜKSEK KARİYER PLANLAYAN GENÇ EN FAZLASI ORTA DÜZEYDE ORTA DÜZEY BİR MAAŞLA ÇALIŞIYODUR.NE YAPABİLİR ÇÜNKİ SIRADA O GİBİ MİLYONLARCA GENÇ VAR EN AZINDAN YERLEŞTİM ÇALIŞIYYORUM DİYE KENDİNİ AVUTUR ANCAK.BUNUN İÇİN SAÇLARIMIZI DÖKMEDİK ASLINDA AMA NEYSE..

  • serkan

    gerçekten çok kaliteli ve bir o kadar da bilgilendirici bir yazı olmuş.üniversiteler ve meslek liseleri her sene binlerce mezun veriyor.ve hepsi de yazınızın da başlığı olan “mezun olunca ne iş yapacağım” sorusunu soruyor.Kimse “ben nasıl bir iş kurmalıyım” demiyor.Böyle giderse işsizlik nasıl azalıcak tam bir muamma.Peki sizin bu konudaki tavsiyeleriniz nedir?Elektronik Müh. 4. sınıfa geçtim ve mezun olunca iş kurma hedefim var ancak çekinmiyo da değilim.Yani bikaç sene bir firmaya girip çalıştıktan sonra mı kendi işimiz kurmayı amaçlamalıyız;yoksa önümdeki bir sene boyunca bütün hazırlıkları yapıp mezun olunca da kendi işimi kurmam daha mı mantıklı olur?belli bir işe başladıktan ve düzeni kurduktan sonra da cesaret edip garanti olan işinizi bırakıp bir riskle kendi işini kurmak da daha bi zor olsa gerek.tabi daha bunun askerliği var.bu zamanda genç olmak zor valla 🙂 deneyimlerinizi ve önerilerinizi aktarırsanız çok sevinirim.

  • @adam haklı beyler dağılın.

  • Niyazi SARAL

    http://www.niyazisaral.net/?p=140 buradaki “Bana Bilgisayarcı Demeyin” adlı kitabımın PDF versiyonunu okyun isterseniz. Sayfalarca öğüt var.

  • Yasin YAMAN

    Merhabalar Niyazi Bey,

    Çok değerli tecrübelerinizi biz gençlerle paylaştığınız için sonsuz teşekkürler.

  • harun

    tecrübelerinizi paylaştığınız için teşekkürler

  • Muhammed Abdulkadir KURT

    Verdiğiniz bilgiler için çok teşekkür ederim .
    Bu bilgilerin; benim geleceğime olumlu yönde, büyük bir etki edeceği kanısındayım.
    Sizin tecrübelerinizi ve görüşlerinizi okumaktan zevk aldığımı belirtmek isterim.

  • Ali Fevzioğlu

    Hocam teşekkür ederiz.. Yararlı bir yazı olmuş.. Saygılar..

  • Niyazi, yeni yazını bekliyoruz … hatırlatırım

  • Niyazi SARAL

    Sevgili Dostum, biraz ara verip 2. kitabımın hazırlıklarına eğildim. Hemen hemen bitti. Adı da “Ben de artık bilgisayarcı oldum!”

    Basılmadan önce okur musun? Sevinirim.

  • Ben de tam bilgisayarcılığı bırakmak üzereydim, iyi ki olmuşsun böylece bütün boşluklar dolar teorisini de doğrulamış oluyoruz. Allah yeni bilgisayarcılara bütün kolaylıkları, bol para, az windows, çok eğlence versin.

    Gönderirsen memnuniyetle okurum, bekliyorum.

  • ali

    Okulu bitirmeden önce, hemen bitmesini istiyorsunuz. Sizden önce bitirenler boş geziyorlar, belki ben bulurum bir iş diye umut ederek devam ediyorsunuz.

    Önce insan birşey anlamıyor, yaz tatili gibi geliyor temmuz, ağustos ayları. Ama kışın gelmesi ve herkesin bir şeyler peşinde koşması ile birlikte sizde de önemli psikolojik değişimler başlıyor. Artık öğrenci değilsiniz, artık çocuk değilsiniz, artık hayata atılmış bir bireysiniz. O güne kadar öğrencisiniz diye size aktarılmayan birçok ailevi sorunu artık yaşamaya başlıyorsunuz. Çevrenizdekilerin size olan tölerans sınırı da artık yavaş yavaş düşüyor. Günler birbirini kovalıyor.

    Bankacılık sınavları, polis olsammı fikirleri, sözleşmesli işler, marketlerde kasiyerlik tecrübeleri, hatta ostimde(ankara) amele işleri bile yapıyorsunuz zamanla. O üniversitede derslerine iyi çalışan, sabaha kadar sayfaları ezberleyen o genç, o hayalleri olan genç gitmiş yerine hayatın gerçeklerini yaşayan genç kalmış oluyor. O size verilen hukuk, mesleki eğitim v.b. artık kafanızda önemsiz şeyler olarak beliriyor. Yıldızların gökyüzünde parlaması gibi bir yanıp bir sönüyorlar kafanızın içinde. Devlet memuru olma hayallerinizi Türkiyenin önceden en güvenilir kurumlarından olan kurumlar yıkıyorlar. Artık “hiçbirşey” olduğunuzu düşünmeye başlıyorsunuz.

    İnternette cv hazırlama sitelerine bakmak veya google a “işsiz üniversite mezunları” yazdığınızda gelen şu yazı sizi daha da sinirlendiriyor.
    http://www.tumgazeteler.com/?a=870688 sitesinde olan yazı kafanızı bozmaya kesinllikle aday bir yazı. Hangi ülkede olmuş bu araştırma? `Üniversite mezunu işsizler tembellik yapıp iş tekliflerini geri çeviriyorlar…” Kim geri çeviriyormuş? Ben ameleliğe bile arkadaş torpili ile girerken hangi işi geri çevirebileceğim? Hadi ben Ankara üniversitesinden mezun oldum. Orada Anadolu üniversitelerinden mezun olanlar var. Onların esamesi bile okunmuyor maalesef iş çevrelerinde. Biz mi enayiğiz, bu adamlar mı akıllılar?

    Tuzu kuru olanların ötmesi kolay tabiki. Bir yol ile iş bulmuş arkadaşınız bile sizi beğenmemeye başlıyor zamanla. Çıkrıkçılar yokuşundan bile alışveriş yapmak için bir hafta dışarıya çıkamıyorum , param olmadığı için. Concon şeyler ile uğraşıyor ülkemiz. Bizim derdimizden anlayan yok.

    Hiçbir siyasi görüşüm yok. Siyasi olarak anarşist fikirliyim bile diyebilirim. İstanbul a 3. köprü yapılması düşünülüyor. Bakıyorum eylemcilerin hepsi sol görüşlü kişiler. Pelin batu adlı mavi gözlü kızda en önlerde her eylemde olduğu gibi. İstanbulun trafik durumu içler acısı. İlk köprü yapılırken de bağırdılar.Şimdi de bağırıyorlar. Nereden gideceksiniz kardeşim yarın öbür gün? Bunlar ile uğraşıyor ülkemiz. Herşeyde bağırıp eylem yapmalar. Ben Atatürkçüyüm diyerek Çankayada lüks evlerinin balkonunda viski eşliğinde ülke kurtarmalar. Diğer tarafta gökçek denen adamın ankaranın anasını ağlatması yıllardan beridir. Üniversite gençliğine yaşama hakkı vermiyorlar. Her yerde en kötü yemek 5 lira idi bizim öğrenciliğimizde. 300 lira eder aya vurduğun zaman.(Günde iki kere yediğinizi düşünün en azından)Öğrenciye veriyorsun 200 lira burs veya harç aynı miktar zaten.Öğrencilik bitti, bütün sosyal imkanların bitti hadi git 10 milyar kredi borcunu öde. Askere git 9-12 ay tek tip şekilde. Ben hayatımı sınavlar ile geçirirken, orada kahvede pişpirik oynayan adamlar ile aynı hakka sahip oluyorum. Buna itiraz ettiğim zaman da vatan haini yaptası yiyiyoruz. Benim aileme kim bakacak 12 ay boyunca? Kim benim asker harçlığımı düşünecek? Kim benim o sürede bulabileceğim hayatımın fırsatlarınının telafisini verecek? Ben bu şartlar içinde yaşamak için mi 16 sene öğrencilik hayatı yaşadım? Beni neden eğitti ailem. Ülkem ne verdi ki bana? Hiçbirşey.Benden ama hayatımı istiyor karşılığında.

    Bizim kpss de hakkımız yendi, bizi referandum işine alet ettiler, referandum bitti herkes sustu. İşsizlik hat safhada, ülkemizde zenginlerin sayısı artmış, ne yapayım ben birkaç daha kodaman artmış ise. Gidin Batıkentteki gimsaya bakın, bilen bilir zaten. Sabah 8 den akşam 10 a kadar eşek gibi çalıştırıyorlar. Verilen ücret askari! Gidin ostime bakın, çok üniversiteli var. Verilen ücret askari bile değil, günde 25 lira!

    Bunların hesabını sormadan mezunlara tavsiye felan veremezsiniz. Sizin verdiklerinizde davula zurna olmaktan ileriye gitmez zaten. Önce bu ülkede oy kullanmamayı ve kimseye ihtiyacımız olmadığını anlayacaksınız. Biz kendimiz bir devletiz. Ama kaç kişi anlayacak ? İşte o konuda şüphe ediyorum maalesef.

  • fatih

    hocam elınıze saglık bıze dogru yolda ılerlememiz için destek verdiginiz için tşk ederim çok guzel bır program olmuş inşallah dogru yolda ılerlıyoruzdur

  • Bu ülkeye iyi bir başbakan gelmediği sürece,var olan bu sistem değişmediği sürece bu genç kardeşlerimiz işsiz kalmaya devam edecekler,bu sistem milletin bir kısmının parasına para katarken,diğer fakirlerin de parasını elinden alıyor,ITU zamanında bu ülke için iyi bir mühendis yetiştirmiş,iyi bir elektronik mühendisi olarak şimdi o mühendisin ne demek istediğini daha iyi anlıyorum…

  • Fikri Batur

    Niyazi Bey paylaşımlarınız ve öğtleriniz için gerçekten çok teşekkür ederim .Sizin düşünceleriniz ve rehberliğiniz sayesinde inşallah tüm gençlerimiz kendini geliştirme açısından büyük yol alırlar..

    İyi çalışmalar.

  • Niyazi SARAL

    Teşekkürler.

  • Bir arkadaş biyomühendislikle ilgili soru sormuş burada, denk gelmiş. Biyomühendislikle ilgili bilgi almak isteyenler için bir sitemiz var: http://biyokure.org . Biyomühendislik bölümünü yazmayı düşünenler, bilimsel olarak nedir bu iş diyenler bakabilir.

  • Mustafa ÜZEREK

    Bu muhteşem yazınızdan dolayı çok teşekkür ederim Niyazi Bey.

  • Uğur Yaşar

    Merhaba Cengiz Bey,

    İletinizde neden “az windows” dilediğinizi açıklayabilir misiniz?

    Unix/Linux konusunda yeni olan bir kişi ve öğrenme arzusu olan bir kişi olarak soruyorum bu soruyu.

    Şimdiden teşekkürler.

  • Damla

    Ben GATA hemşirelik yüksekokulunda okuyorum ve hemşireliği daha doğrusu bu okulu kendi isteğim dışında bi bakıma mecburen seçtim diyebilirim. hemşire olmayı hiç bir zaman istemedim ve hala daha istemiyorum. okulum 4 sene ve 4 seneden sonrada tekrar 4 yıl mecburi hizmetim var. okul bittikten sonra başka bir üniversite okumak istiyorum. hem çalışıp hem okuyabilir miyim? okuldan da ayrılamıyorum malum. ne yapacağımı şaşırdım ?

Leave a Reply